Selcukhoca.com Üç Yaşında

Bugün itibariyle bu âcizane blog üçüncü yaş gününü kutluyor. Açıkçası çok tuhaf duygular içersindeyim. İlk blog yazmaya başladığımda bugünlere geleceğimi sanırım pek tahmin etmiyordum. Blogların yaş günü yazılarında genellikle istatistikler falan bulunuyor. Biz de bu âdete uyarak önce biraz istatistik verelim. Sonra da biraz muhasebe ile karışık iç dökme seansı başlasın…
İstatistikler
Üç senedir çeşitli platformlarda yazdığım bu blogu yaklaşık 160.000 kişi ziyaret etmiş. 7 kategoride 181 tane yazı yazılmış. Bu yazılara 706 tane etiket eklenmiş. Ziyaretçiler blogtaki yazılara 3500′ü aşkın yorum yapmışlar. En çok okunan yazı 55703 kişiyle 317. Dönem Yedek Subay Sınavı yazısı olurken, en çok yorumlanan yazı ise 80 yorum ile Teknosa’nın Acayiplikleri yazısı olmuş. Tahmin edilebileceği üzere arama motorlarından gelen ziyaretçilerin yüzdesi oldukça yüksek. Arama motorlarından gelen ziyaretçiler %95 oranında Google’dan gelen ziyaretçiler. Google’ın ardından Yahoo, Live Search ve diğer arama motorlarından gelen ziyaretçiler var.
Siteyi RSS aracılığı ile takip eden yaklaşık 250 kişi var. Google Page Rank değeri oldukça dalgalı bir süreç izlemiş. 0–6 arasında değerler almış. Şu an itibariyle 3 olarak gözüküyor. Alexa değeri şu günlerde 101.000-110.000 bandında seyrediyor. Alexa değeri yanılmıyorsam en çok 101.000 civarında bir rakam olmuştu. Google Backlink değeri 440, Yahoo backlink değeri 4680, Technorati sırası 59 binlerde dolaşıyor. Yanlış hatırlamıyorsam site Blograzzi’de ilk 10′a kadar yükselmişti şu an ise 45. sırada.
Blog yazmaya başlarken blog yazma sebebim olarak “okunası düşüncelerimi” göstermişim. Bu sıkıcı rakamlar dizisinden anlaşılacağı üzere amacıma büyük oranda ulaşmışım.
Blogun Getirdikleri
Geldik muhasebe kısmına… Önce gelirleri sıralayalım da moralimiz hemen bozulmasın : ) Bu blog sayesinde okuyuculara bazı konularda çeşitli bilgiler verdim. Blogun etinden, sütünden faydalanan bazı okuyucular da gerek yorumlarla, gerek e-posta mesajlarıyla, gerek diğer yollarla bana teşekkür ettiler. Herhalde blogtan yana en büyük manevi kazancım bu olsa gerek. İçimdeki işe yarama duygusunu tatmin ettikleri için okuyucularıma teşekkür ediyorum. Tabii bu teşekkürler aynı zamanda bir ego tatmini anlamına da gelmiyor değil : )
Bu blog sayesinde gerek sanal olarak gerekse gerçek yaşamda birçok kişi ile tanıştım. Benim gibi sosyal iletişimi epey zayıf bir insan için önemli bir kazanç olsa gerek.
Yine blog sayesinde dolaylı olarak birçok konuda araştırma yaptım, çeşitli yayınları okudum. İnternet, internet yayıncılığı, blog teknolojileri, internet programcılığı gibi birçok konuda birikim sahibi oldum. Herhalde blog olmasaydı ASP, PHP, HTM, XML, RSS, GİF, JPG gibi harflerin tesadüfen bir araya geldiklerini zannediyor olacaktım. İngilizce bilgim muhtemelen basit diyaloglar seviyesinde kalacaktı. Velhasıl benzeri birçok konuda zayıf bir bilgi birikimim olacaktı.
Blogun dolaylı katkılarından biri de insanlar üzerindeki kanaatlerim üzerine oldu. Sosyal yaşamda veya gerçek hayatta insanların göründüğü gibi olmadıkları bir daha anladım. Bunu olumsuz anlamda kullanmıyorum. Toplumda yeteneksiz, başarısız, silik (modern tabiriyle loser) gibi gözüken insanların aslında dikkate alınması gereken çok güzel meziyetlerinin olduğunu gördüm. Bu hayatıma etki ettiği gibi işime, öğrencilerime bakış açıma da etki etti. Meğerse her bir birey paha biçilmez bir hazinenin sahibiymiş.
Blogun Götürdükleri
Bu blogculuk denen illet olmasaydı büyük ihtimalle daha zayıf ve atletik bir adam olabilecektim : ) Bilgisayar başında harcanan saatlerin maddi manevi neler götürdüklerini hesap etmek açıkçası vicdanıma epey zor geliyor. Öbür tarafta cevaplamam gereken en zor suallerden biri bu olacak sanırım :)
Blogun götürdükleri bahsinde en çok canımı acıtan şeylerden biri de kitaba ve okumaya olan ilgimin zayıflaması. İlk başlarda okuma ve blog işleri beraber gidiyordu. Daha sonra monitörün yanında biriken kitapların sayısı artmaya başladı. Bir ara internette okuduklarımı kitapların yerine sayma gibi vicdanı rahatlatan çaresizliklerde bulunsam bile kitap işleri hala içimde derin bir yara. Bir gün blogu bırakırsam en büyük sebeplerden biri de okumaya ayırdığım zamanın azalması olacak herhalde.
Bloga fazlaca dalmanın özel hayattan çalmak anlamına geldiğinin birçok kişi farkında. Ben de bu üç senelik zaman zarfında en başta değerli eşime, sonra aileme, dostlarıma ayırmam gereken zamandan epey çaldım. Zararların içerisinde bu madde telafi edilememesi ile ön plana çıkıyor sanırım.
Geçmişteki hadiselere bakıp öyle olmasaydı böyle olurdu şeklinde yorumlar yapmak çoğu zaman laf ebeliği oluyor. Blog yazmasaydım yerine neler yapardım sorusunu kendime sorduğum zaman sanki hayatı anlama ve anlatma adına daha faydalı işler yapabilirmişim gibi bir duyguya kapılıyorum.
Görüldüğü gibi muhasebenin sonucunda açık ara zarardayım.
Yazabildiklerim ve Beni Mutlu Edenler
3 Yıl boyunca çeşitli konularda yazılar yazmışım. Bunların arasında yazmaktan zevk duyduğum ve sonunda beni tatmin eden yazılar oldu.
İnternet ve bloglar üzerine yazdığım yazıları epey önemsiyorum ve geriye dönüp okuduğumda iyi ki yazmışım diyorum. Askerlik ile ilgili yazdığım yazılar çok kişi tarafından okunmasının yanında çok kişiye de önemli faydalar sağladı. Birçok kişi bu yazılar sayesinde merak ettikleri bazı şeyleri öğrendi, yaptıkları yorumlar ile birbirleriyle tanışma fırsatı buldular. Eğitim ile ilgili yazdığım yazılar ve dolaylı olarak yaptığım işler de gerek öğrencilerime, gerek meslektaşlarıma önemli katkılar sağladı. En azından öğrencilerin gözünde -iyi anlamda- farklı bir öğretmen portresi çizmekte bana yardımcı oldular. Kendi açımdan değerlendirdiğimde eğitim ve bilgi teknolojileri arasındaki ilişki babında kendimi geliştirmemi sağladı. Bunların yanında sosyal sorumluluk projeleri ile ilgili yazdığım yazılar da ayrı birer mutluluk kaynağı oldu.
Ve yazamadıklarım…
Çok istememe rağmen bazı kısıtlardan ve prensip gereği olarak siyaset, felsefe, din gibi konularda yazı yazmadım. Malum bu konular oldukça yanlış anlaşılmaya müsait. Üstüne üstelik ortalıkta canınızı sıkmak için fırsat kollayan, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan bir sürü insan varken bu konularda kalem oynatmak pek cazip değil. Bir diğer üzüldüğüm konu eğitim konusunda çok fazla araştırma yazısı yazamadım. Özellikle uzmanlık alanım olan Türk dili ve edebiyatı konularında ciddi yazılar yazmayı istiyorum.
Son
Bugün geldiğim noktada kişisel blog çalışması beni -kârıyla zararıyla- tatmin eden bir uğraş. Bugünlerde değer verdiğim bazı blogların çeşitli sebeplerle kapanması veya yayına ara vermesi benim de aklımı çelmiyor değil. Yazının bu kısmına gelenler içlerinden “yoksa…” diye geçiriyorlardır. Hayır, şimdilik blog yazmayı bırakmayacağım. Ama önümüzdeki günlerde blogu farklı bir yapıyla sizlere sunacağımı belirtmek istiyorum. Fakat bir anlamda üç yılın sonunda bir defteri kapatmış oluyoruz.




Taytanik Blog {Hasan} | 26 Mayıs 2008 @ 14:31 #
3 sene valla helal olsun. yaklaşık 6 aydır bloğunu büyük bi hevesle takip ediyorum ve emin ol yazılarının sana ve okuyucularına kattıkları çok fazla. daha nice seneler blogcu olarak kalman dileğiyle…
ceoyavuz | 26 Mayıs 2008 @ 16:22 #
Nasıl bir formata taşıyacaksınız ip ucu var mı ?
Nice senelere selcukhoca.com :)
henster | 26 Mayıs 2008 @ 17:17 #
Hocam nice yıllara diyorum. Arşiviniz git gide kabarıyor. :)
E. Ali | 26 Mayıs 2008 @ 18:02 #
Dördüncü yılınız kutlu olsun. Blogunuz 3. yıdönümünü yaşıyor olabilir ama dördüncü yıla girmiş bulunuyorsunuz. Hayırlı uğurlu olsun.
Kitlelere açık bir yerde hepimizin her türlü eleştirilere açık olduğu bir gerçek. Böyle bir şey yüzünden bazı konulara değinmemek gereksiz bence. Yanlış anlaşılacaksınız ki “yazmak” yönünüzü daha da geliştirebilesiniz.
İyi kötü ayrılması için yazacaksınız. Yanlış anlayanlar olursa cevap verir onları aydınlatırsınız. Kasıtlı yanlış anlayanları ise kale almak yanlış. Bin kişiye faydalı olacak bilgiler bir iki kişi yüzünden saklanmamalı.
Ayrıca siz doğruları yazmaktan çekinirken başkaları yanlışları fütursuzca yazar meydan büsbütün onlara kalır diye düşünmekte de yarar var.
Selçuk Hoca | 26 Mayıs 2008 @ 19:37 #
Dostlar iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Nice yıllara hep beraber inşallah…
Murat KARAMAN | 26 Mayıs 2008 @ 20:49 #
Hocam,
Blog Konferansı’nda ayak üstü yaptığımız kısa sohbette de yeni projeleriniz olduğundan söz etmiş ama ne olduğu/olacağı hakkında bilgi vermemiştiniz. Bizlere de yeni ufuklar açacak bir proje olacağı kanaatini taşımaktayım.
Sizin de içinde bulunduğunuz bazı blogcuların, siyaset, felsefe, din gibi konulardan kaçındıklarını gözlemlemekteyim. Açık söylemek gerekirse bu yaklaşımı doğru bulmamaktayım.
Üçüncü yılınızı kutlar, inşallah 30. yılınızda yazacağınız muhasebe yazınızını da yorumlarız.
Saygılarımla.
Habib | 28 Mayıs 2008 @ 12:24 #
Nice yıllara hoca sen blogla biz severek takip ediyoruz
mustafa | 29 Mayıs 2008 @ 02:03 #
hocam, tebrikler daha nice yıllara…
kapatacağınız defter İnşallah yeni ufuklara açılır…
farmau | 29 Mayıs 2008 @ 20:05 #
biraz geç kaldım ancak iyi ki doğmuş blogunuz…Nice yıllara :)
ali( Eskiizmir) | 29 Mayıs 2008 @ 21:49 #
hocam tebrikler . Benim bildiğim Selçuk Hoca divan şiirine aşıktır.Divan şiiri ile ilgili çalışmalarını da görmek isterdim.
mahmut | 30 Mayıs 2008 @ 15:30 #
Hocam, tebrik eder, uzun soluklu bir yürüyüş olsun dilerim…
Blogunuzun formatı güzel. Dili kullanım açısından da tatmin edici.
Selamlar…
Selcukhoca.com Sürüm 2.0 yayında - Selçuk Hoca | 2 Haziran 2008 @ 05:50 #
[...] Buradaki yazımda blogta yapısal bir değişiklik olacağından bahsetmiştim. Nihayet bir haftalık yoğun bir çalışmanın ardından blogu yenileyebildim. Selcukhoca.com yayın hayatına artık kişisel bir blog olarak değil bilgisayar ve internet dünyasıyla ilgili konuların işleneceği bir bilişim blogu olarak devam edecek. Konuyu soru cevap şeklinde bir yazı ile açıklığa kavuşturmak istiyorum. [...]
Burak Budak | 3 Haziran 2008 @ 01:01 #
geç de olsa bunca yıllık bilgi birikimi adına bir tebrik mesajı yazmak istedim.
blog yaşantınızda (yeni çizginizle beraber) nice 3 yıllara diyorm.
iyi bloglamalar …
Dizi izle Film izle | 6 Haziran 2008 @ 19:40 #
Nice yıllara efendim..Başarılarınızın devamını diliyorum..
Serdar Kocaoğlu | 11 Ağustos 2008 @ 01:38 #
Bu blog, Türkiye’de bir öğretmenin internete attığı güzel bir imzadır ve alkışlanmayı da gerçekten hak ediyor. Özgün yorum ve düzgün anlatımıyla Selçuk Hoca’yı tebrik eder, başarılarının devamını dilerim..
Serdar Kocaoğlu
http://serdarkocaoglu.com.tr
http://www.serdarkocaoglu.net