31 Mayıs 2007
|
Kategori:
Günlük
|
Hayatta ne kadar acı tesadüfler var. Bir doğum günü yazısının ardından bir vefat yazısı yazmak… Geçtiğimiz pazartesi günü sabah saatlerinde annanemi kaybettik. Evet kendisi biraz yaşlıydı, üstüne biraz da rahatsızdı ama bu acının dindirilmesinde bir nebze bile önemli değil. Her ne kadar öteler buudlu düşünmek istesek de her ölüm bizim için erken geliyor.
Hani insan bazı şeylerin yokluğunu zaman geçtikçe anlar ya ölümü yani bir kişinin yokluğunu zaman içinde kavramak çok acı. Hayat bizi alışkanlıklar içinde öyle bir yoğuruyor ki yanıbaşınızda bir kişinin yokluğunu dahi ilk etapta hissedemiyoruz. Devamını Oku »
27 Mayıs 2007
|
Kategori:
Günlük
|
Efendim bugün doğum günü çocuğuyuz. Buradan ben hatırlayamadığım halde doğum günümü hatırlama nezaketinde bulunan bütün dostlara teşekkür ederim. Ayrıca çeşitli vesilelerle bir şekilde üye olduğum internet servislerine doğum günümü hatırladıkları (!) için teşekkürü bir borç biliyorum. Aslında doğum günümü kutlamak benim pek adetim değildir. Dile kolay yirmi yedi sene olmuş. Fakat kutlama töreni tertip ettiğimiz bunlardan bir kaç tanedir. Hele bir on sekiz yaş doğum günü hikayesi var ayrı bir alem. Fakiri tanıyanlar bilirler. On sekizinci yaş günümü Kepir dağında kutlamıştım. Soğuk bir devlet yurdu yatakhanesinde, elinde devletin soğuk yüzünü hatırlatan demir bardaklarla, bir şekilde renklendirilmiş ve tadlandırılmış bir su içiyorduk. Su diyorum çünkü içine ne koyup renklendirdiğimizi tam hatırlamıyorum. Muhtemelen oralet yahut başka bir içecek tozuydu. Neyse önemli olan ne içtiğimiz değil kaçıncı yaş günümü kutladığımızdı. Sanki bir Amerikan genciymiş gibi on sekize girdiğimizde çok değişeceğimizi üşünmüştük. Gençlik işte. Boş çıkan sadece o hayallerimiz de değildi. Belki de hayal kurmanın güzelliği buradadır dostlar. Hangisinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değildir.
Meraklısına Not: Yandaki nedir efendim? Yandaki benim doğum günü hediyem. El yapımı bir keman. Bu sene sipariş verdik. Artık önümüzdeki sene falan elimize geçecek. :)
Her gün birçok bilgisayar programı kullanıyoruz. Üye olduğumuz birçok internet sitesine uğramadan edemiyoruz. Yıllarca evvel bir delinin ortaya attığı “sistemleri kişiselleştirilebilir yap, daha çok beğenileceksin” ilkesi mucibince bu kullandığımız programların veya bağımlısı olduğumuz sitelerin çoğunda yığınla kişiselleştirme opsiyonları var.
Ve zannımca milletçe biz bu kişiselleştirme olaylarının hastasıyız. Allah aşkına şu Msn illetine bizim kadar takla attıran, yan yatırıp çamura batıran var mıdır? Yok tema paketleri, yok smiley paketleri, envai çeşit görüntü resmi şaklabanlıkları, yazdığınızı okunmaz, meramınızı anlaşılmaz kılmakta bire bir ne kadar zevzeklik varsa hepsinin hastasıyız. Sadece Msn ile de bitmiyor ki çoğumuzun işletim sistemi bin bir çeşit görsel modifiye ile dolu. En ufak bir program olsa hemen skin desteği var mı, renkleri değişiyor mu, şurasına şunu yazabiliyor muyuz diye geçiriyoruz içimizden. Devamını Oku »
Lisenin sonlarına okuduğumuz rehberlik kaynaklarında “geleceğin meslekleri” en önemli başlıklardandı. Hatta çok zaman parodisi yapılmış, dalga geçilmiş bir konuydu. Kısaca ilerde çok para kazandıracak mesleklerin önceden tahmin edilmesine dayanan bir sanattı bu. Bu öngörülerden bazıları tuttu. Bazıları da tarih defterinde hatalar sayfasına yazıldı. Çünkü o yıllarda teknolojinin ve internetin bu derece insan hayatını değiştirebileceği pek düşünülmemişti.
Halen bu geleceğin mesleklerini tayin etme geyiği devam ediyor mu bilmiyorum ama ben buradan gençlere bir tüyo vermek istiyorum :). Efendim geleceğin en önemli mesleklerinden biri “link avcılığıdır.”
Peki Nedir Bu Link Avcılığı?
İnternetteki işe yarar içeriği ortaya çıkarma işine link avcılığı diyoruz. Bu işe yarar içerik bazen önemli bilgiler veren bir sayfa olabileceği gibi eğlendirici bir video veya şaşırtıcı bir haber de olabilir. Devamını Oku »
Efendim gün geçmiyor ki Türk blog camiasında yenilikler olmasın, yeni bir site, yeni bir komünite açılmasın. Tabii kaliteli içeriğe katkıda bulundukları için hepsine teşekkür etmek gerekiyor.
Bu komünitelerin sonuncusu da Blog Kazanı. Geçtiğimiz günlerde önce Nahnu Bey‘den , sonra Bildirgeç‘teki tartışmalı bildiriden kazanın kaynamaya başladığını öğrendik. Yukarıda da değindiğim gibi daha önce de farklı şekillerde blogları bir araya toplayan projeler yapılmıştı. Blog Kazanı bunlar içinde farklı ve özel bir yere sahip olacak sanırım.
Kazan kaynamaya başlar başlamaz bizde içine düşmüşüz meğerse. Gerçi pek iyi bir şekilde düşmedik ama olsun hatamızı görüp düzelltik o da iyi oldu. Evet biz sırayı savdık. Bakalım başka kimler kazana düşecek :)
Nihayet bitti. Çok uzun soluklu bir web projesinde de sona geldik. Yaklaşık bir buçuk yıldır şöyle olsun, böyle olsun derken okulumun sitesini ancak bitirebildim.
Aslında sürecin bu kadar uzamasının sebeplerinin çoğu kişisel. Tembellik yani :). Bununla beraber dere geçerken at değiştirmeye de kalktık. Tam asp + access ile yazmıştım siteyi ki sonradan php + mysql a rücu ettik. Kendi sitem için yazdığım bu yazıda da dediğim gibi phpnin aspye göre üstün olduğu çok yön var. Özellikle bir devlet kurumu için projeler geliştiriyorsanız php gibi açık kaynak kodlu yazılımları tercih etmek neredeyse bir zorunluluk haline geliyor. Çünkü başta hosting maliyetleri olmak üzere php projelerini hem kısa zamanda, hem daha ucuza mal edebiliyorsunuz. Hazır birçok aracın bulunması da cabası. Devamını Oku »