
Fotoğraf: Selim Güler
Geçtiğimiz günlerde dünyayı epey gezmiş bir büyüğümüz ile konuşurken laf dönüp dolaşıp İstanbul’a geldi. Çok yerinde bir tespit olarak İstanbul’un ülkemizde olduğu gibi civar ülkelerde de çok önemli bir konumu olduğu vurgulandı. Gerçekten de İstanbul birçok işin kalbinin attığı yer konumunda. Hâl böyle olunca İstanbul dışında yaşayanlar bazı fırsatları kaçırmış oluyorlar.
İstanbul dışında yaşayan/okuyan genç girişimci adayları ile yaptığımız görüşmelerde de bu konu hep dile getiriliyor. Ah bir İstanbul’da olsam cümlesi bu gençlerin ekseriyetinde önemli bir hayıflanma aynı zamanda da bir bahane malzemesi olmuş durumda. Hayatının büyük bir çoğunluğunu İstanbul dışında geçirmiş birisi olarak İstanbul dışında olmanın getirdiği eksiklikleri çok iyi biliyorum. Ama bu eksikliği gerçek bir avantaja çevirmek yine kişinin elindedir. Devamını Oku »

Geçen seneki Blog Ödülleri’nin hatıraları daha hafızada taze iken Blog Ödülleri 2009 oylamaları başlamış bile.
Adaylara baktığımız zaman blog dünyamızın bir yılda ne kadar mesafe aldığını görmemiz mümkün. Gerçekten hem nicelik hem de nitelik olarak gelişen bir blog dünyamız var. Adayların çoğalması beraberinde büyük bir seçme zorluğu getiriyor. Ama yeni blogları keşfetmenin heyecanı bu seçme zorluğunu bir nebze de olsa unutturuyor.
Blog Ödülleri ekibi bu yıl da çok çalıştılar. Son derece sade ve güzel bir site hazırladılar. Gelişmeleri sosyal medya aracılığı ile bizlerle paylaştılar. Önemli markaları sponsor olmaya ikna ettiler. Adaylık ve oylama sürecinin mümkün olduğunca hatasız olması için de ellerinden geleni yapıyorlar. Aldığımız haberlere göre de güzel bir ödül gecesi hazırlıyorlar. Devamını Oku »
Son dönemde internet girişimciliği ile yatıp kalkan biri olarak gerek global girişimleri gerekse yerli girişimleri ve bu alandaki gelişmeleri takip etmeye çalışıyorum. Paramarka ile ilk karşılaşmam da katıldığım bir girişimcilik seminerinde oldu. Paramarka fikrini ilk duyduğumda açıkçası çok cazip bir fikir gibi gelmemişti. Çünkü yerli pazarda, yapısal olarak kullanıcının ürettiği içeriğe dayalı bir sistemi bir yerlere getirmek oldukça güç bir iş. Fakat Paramarka’nın inatçı ekibi başlarına gelen olumsuzluklara rağmen ilk aşamayı atlatıp sitelerini açmayı başardılar.
Paramarka -şu haliyle- temel olarak kullanıcıların markalara çeşitli formatlarda (slogan, video, afiş v.s.) reklam hazırladıkları bir site. Kullanıcılar markanın hazırlamış olduğu açıklamadan sonra hünerlerini sergileyip işlerini siteye yüklüyorlar. Yüklenen işler diğer kullanıcılar tarafından oylanarak bir yarışma ortamı oluşturuluyor. Yarışma sonunda kazanan katılımcılara marka tarafından para ödülü veriliyor. Devamını Oku »

Gerek Etohum seçme sürecinde, gerekse diğer ortamlarda girişimci adaylarıyla konuşmalarımız oluyor. Bu konuşmalar bazen saatler süren toplantılar şeklinde bazen de ayaküstü çay, kahve sohbetleri şeklinde gerçekleşiyor. Bu diyaloglarda girişimci adayları girişimlerini veya kafalarındaki girişim fikirlerini anlatmaya çabalıyorlar. Bu süreçlerde gözlemlediğim bazı dikkat edilmesi gereken noktaları bir sıralayayım istedim.
1. Kesinlikle randevu alın. Randevu almanız bir görüşmeyi ciddiye aldığınız anlamına gelir. Eğer randevunuzu uzun zaman önce aldıysanız randevudan bir kaç gün önce kibarca randevunuzu hatırlatın. Geçen zaman çerçevesinde görüşeceğiniz kişinin programında değişiklik olmuş olabilir. Devamını Oku »
Açıkçası bilmiyorum bu sorunun cevabını. Bu benim için bahanesi çok fakat cevabı yok bir soru. Yazmak istemiyor muyum? Hayır. Yazmak istiyorum. Hem de delicesine yazmak istiyorum. Ama olmuyor. Sadece yazdığın zaman boşalabilen, yarım bırakılmış, buruşturulup bir kenara atılmış müsveddelerin doldurduğu bir havuzda boğulmayı kim ister ki?
Hayatta en imrendiğim şeylerden biri her gün yazı yazmayı başarabilen insanlar. Bu çılgın yazı disiplini yaratıcının sonsuz şükre şayan bir lütfu olmalı bu insanlara.
Yazacaklarını başkaları yazdığı için yıkılan, üzülen bir ruh hastalıklı değil midir? Evet hastalıklıdır. Ama bu hastalık sufli bir benlik ifrazatının ötesinde yazmaya dair aşkın bünyede meydana getirdiği bir meczupluktur. Nasıl o sadece senin olmalı ise o kelimelerde sadece senin yazında birbirleriyle meşk etmelidir! Devamını Oku »
Etohum‘da en çok ilgi çeken projelerden biri de Gercekten.com oldu. Gercekten.com ünlüler ile hayranlarını buluşturan bir platform olarak konumlanıyor.
Sistem şu şekilde işliyor: Hayranı olduğunuz bir ünlüyü seçiyorsunuz, istediğiniz mesajı yazıyorsunuz, mesajınızın seçtiğiniz ünlü tarafından söylendiği video ve imzalı bir resim adresinize kadar teslim ediliyor. Tabii resim haricinde kupa, tişört gibi diğer bazı eşyalar da imzalatmanız da mümkün. İlk başta basit gibi görünen bu fikir aslında oldukça ilgi çekici. Kendiniz için olmasa bile sevdiğiniz bir insan verebileceğiniz çok güzel bir hediye ve güzel bir anı da olabilir.
Gercekten.com’un yapımcıları gerçek hayatta da zaten aynı işi yapıyorlar. Dolayısıyla bu projenin başarıya ulaşabileceği konusundaki düşünceyi güçlendiriyor. Gercekten.com’da kişisel olarak ilgimi çeken güzel özelliklerden biri de projenin aynı zamanda bir sosyal sorumluluk ayağı olması. Siteye ödeyeceğiniz miktarın belirli bir kısmı sizin seçtiğiniz bir sosyal yardım kurumuna bağış olarak gönderiliyor. Devamını Oku »

Dün bir grup blog yazarı ile birlikte Microsoft Türkiye‘nin konuğuyduk. Microsoft Türkiye’nin yeni üssünde bizi güzel bir şekilde ağırladılar. Kısa notlar halinde izlenimlerimi aktarmak istiyorum.
Microsoft Türkiye’nin yeni binası Levent’te. Gayrettepe metro istasyonundan veya Zincirlikuyu metrobüs istasyonundan yürüyerek bile ulaşılabilir. Yeni bina teknoloji üssünü andırıyor. Alışılmış ofis tasarımlarından farklı yönleri var. Çalışanların rahatlığı için birçok şey düşünülmüş. Tabii Google’ın efsanevi ofisi kadar yok ama yeni nesil ofis dizaynlarına güzel bir örnek. Muhtemelen akıllı bina mantalitesi ile inşa edilmiş. Kapılar, asansörler bile kartla çalışıyor o derece :) Bu arada ilginç bir detay yakında binadaki klasik telefonların hepsi kaldırılacakmış. Devamını Oku »