Yaklaşık bir aydır sitenin sağ tarafında Not Defteri adlı bir bölüm var. Siteyi rssden değil de tarayıcıdan takip edenler büyük ihtimalle fark etmiştir. Bir kaç okuyucum da bunu nasıl yaptığımı anlatmamı istediler. Bölümü açtıktan zaten anlatacaktım ama günlük işler arasında aklımdan çıkmış. Bu yazıda blogunuzda kısa yazıları paylaşabileceğiniz bir bölümü nasıl yapabileceğinizi anlatmaya çalışacağım.
Öncelikle bu işin iki yönü var. Birisi programlama diğeri tasarımla alakalı. Programlama kısmını “Miniposts” adlı şahane WordPress eklentisi ile, tasarım kısmını da bir kaç css kodu ile yapabilirsiniz. İsterseniz adım adım anlatalım. Devamını Oku »
24 Mart 2008
|
Kategori:
Günlük
|

Bugün haber sitelerini dolaşırken Haber 7′de‘deki bir haberde Haydar Öztürk imzalı bir fotoğraf gördüm. Fotoğrafta ellerinde uzun çubuklar bulunan bir kaç kişi kömür yüklü bir kamyonun ardından koştuğu görülüyor. Habere göre Samsun’un Tekeköy ilçesinde maddi imkansızlıklardan dolayı yakacak kömür bulamayan bir grup vatandaş geçen kömür yüklü kamyonlardan düşen kömürleri topluyorlar. Tabii kömür düşmezse düşmesine biraz yardımcı oluyorlar :)Haberde vatandaşların bu olayı maddi yoksunluk yüzünden yaptıkları vurgulanırken yorumlarda hırsızlık vurgusu da var.
Tabii işin iç yüzü ancak kapsamlı bir araştırma ile anlaşılabilir. Fotoğraf son derece anlamlı fakat hangi anlamı vereceğimize şaşırdığımız bir fotoğraf. Bu fotoğraf hakkında aklımda aşağıdaki gibi bir düşünce bulutu oluştu. Devamını Oku »
Bloglar şüphesiz internet dünyasının parlayan yıldızları. Ülkemizde de hem blogların sayısı, hem de blog okuyan kişilerin sayısı hızla artıyor.
Blog yazarlarının en çok ilgi duyduğu konulardan biri de “Nasıl daha fazla okunurum?” meselesi. Soru bu olunca en popüler cevap da arama motoru optimizasyonu yani Google’a oynamak oluyor. Bazı blog yazarları gerçekten bu işi başarıyla yapıyorlar. Akıllıca seo taktikleri sayesinde önemli ziyaretçi rakamlarına ulaşıyorlar.
Peki, iş burada bitiyor mu? Hayır, iş burada bitmiyor. Ziyaretçilerin artması aynı zamanda sorumluluğun da artması anlamına geliyor. Bu sorumluluk sosyal mesaj içerikli bazı mimleri yaymakla üstesinden gelinecek bir sorumluluk değil. Esas sorumluk doğru içerik üretmekten geçiyor. Çünkü özellikle internetle yeni tanışmakta olan birçok kişi internette bulduğu her bilginin doğru olduğuna inanıyor. Eğer siz ziyaretçilerinize yanlış bilgi verirseniz bunun bir takım sorunlar oluşturacağı da muhakkaktır. Devamını Oku »

Bilgisayar teknolojisinin ve internetin en sevdiğim yönlerinden birisi de yeterince azimli olanlar için inanılmaz fırsatlar sunması. Eskiden bir şeyleri araştırmak öğrenmek için daha fazla çaba göstermeniz gerekiyordu. Şimdi ise eğer bir bilgisayarınız ve internet bağlantınız varsa dünya çapında işler yapmanız, takdir edilesi projeler geliştirmeniz mümkün. Hem internet reel dünya gibi karşınıza sen küçüksün yapamazsın, aklın ermez gibi engeller çıkarmıyor. Aksine müthiş bir fırsat eşitliği sunuyor. Bu fırsatı kazanca değiştirmek yukarıda dediğim gibi sizin elinizde.Her gün basında internete dayalı başarı öyküleri okuyoruz. Bu başarı öykülerinden biri de mySchoolog projesi ile Ahmet Alp Balkan‘a ait. O henüz 17 yaşında bir lise öğrencisi. (Ana haber sunumu gibi oldu :) Geliştirdiği proje bir öğrencinin okul hayatında gereksinim duyduğu birçok uygulamayı ücretsiz bir biçimde sunuyor. Devamını Oku »
Mutlu Ol Bu Bir Emirdir! Sinan Çetin’in Türk müziği yasağı ile ilgili çektiği şahane bir kısa film. Hala izlemediyseniz buyrun.
Yaklaşık 2,5 senedir blog okur yazarıyım. Türk blog camiasındaki 2005 patlamasından bu yana mümkün olduğunca blogları takip etmeye ve kendi blogumda yazmaya çalışıyorum. Bu süre içinde birçok blog yazarı tanıdım. Birçok blog servisinin doğuşuna, bazılarının da çöküşüne şahit oldum.
Bu yazıda önceki tecrübelerimden faydalanarak bir blog servisi nasıl olmalı sorusuna yanıtlar aramaya çalışacağım. Son zamanlarda yaptığım gibi yazıyı maddeler halinde yazmayı daha uygun buluyorum. Yazması ve okuması kolay oluyor.
1. Servisin neler yapacağını ve neler yapmayacağını, hedeflerinizi yani iş fikrinizi mutlaka bir kâğıda dökün. Proje küçük bir proje olsa bile yarın işverenler önünde bir sunum yapacakmış gibi projenizi anlatan bir iş planınız olsun. Projeye başlamadan önce en azında 6 ay içerisinde nereye geleceğinizi planlamış olun. Bu plan dâhilinde yol haritanızı çıkarın. Böylece belirli aralıklarla kendinizi değerlendirme fırsatı elde etmiş olursunuz. Devamını Oku »
Tasarım yazıları ile takip ettiğim Hakkı Ceylan meğerse usta bir fotoğrafçıymış. Çalışmalarına buradan bakabilirsiniz. Gözleriniz bayram etsin netekim :)