Marketingist 2008 İzlenimleri
Bugün Bloglama’nın Marketingist kapsamında düzenlediği sosyal medya üzerine sunumların yer aldığı seminerlere katılmak için Beylikdüzü Tüyap Fuar Alanı‘ndaydık. Herhalde dünya üzerinde bir pazarlama fuarının bu kadar pazarlama hatası yaptığı tek etkinlik Marketingist’tir. Yer problem, ulaşım problem, zaman apayrı bir problem. Hadi diyelim ki yer ve ulaşım, organizasyonu düzenleyenlerin çok müdahale edemediği şeyler. Peki hangi akla hizmet böyle bir etkinliği 9 (yazıyla dokuz) günlük bir bayram tatilinin hemen öncesinde düzenliyorsunuz? Anlamak gerçekten mümkün değil.
Hafta içi olduğu gibi hafta sonu da fuar oldukça sakindi. Muhtemelen fuarda görevli olanların sayısı ziyaretçilerden çoktu. Fuarda hızlıca bir tur attıktan sonra Bloglama’nın ve Sunumax’ın standlarına bir göz attık. Her iki stantta da iki yakışıklı bizi karşıladı :) Malum fuara esas gidiş sebebimiz seminere katılmak onun için fazla uzatmadan seminerlere geçiyorum. Zira bu etkinlik olmasaydı Beylikdüzü’ne gitmem için epey yüklü bir para falan teklif etmeleri gerekirdi :)
Seminerleri Bloglama düzenlediği için açılışı Bloglama adına Eray Endeş ve Murat Kahraman yaptılar. Biz daha yerimizi almaya uğraşırken, etrafı acep kimler gelmiş diye süzerken Eray bizden bu kadar diyerek mikrofonu Alemşah Öztürk’e bıraktı. Birader viyadük açılışında bile adamlar daha uzun konuşuyor :)
İlk seminerde Alemşah bizi Conversation Marketing (Sohbet Pazarlaması) konusunda oldukça güzel bir sunumla aydınlattı. Sunumu buraya tıklayarak Slide Share üzerinden edinebilirsiniz. Alemşah’ın rahat ve kendinden emin tavrı semineri sonuna kadar ilgiliyle dinlememi sağladı. Aldığım notlar şunlar:
* İnternet kullanıcısının profili tamamen değişmiştir. Hantal, armut piş ağzıma düş zihniyetindeki kitle gitmiş yerine enerjik, üretmeyi seven, sohbet aşığı bir kitle gelmiştir.
* Fakat markalar kullanıcıdaki bu değişime ayak uydurmamışlardır. Halen klasik bir anlayışa kullanıcıya yaklaşmaktadırlar.
* İşler öyle bir aşamaya gelmiştir ki eğer marka bu süreci iyi yönetebilirse yüz binlerce kişiden oluşan bir pazarlama ekibine sahip olabilir.
* Burada Alemşah Kryptonite kilitleri ile ilgili güzel bir örnek verdi. Kryptonite bisiklet, motosiklet gibi araçlara kilit üreten bir firmadır. Kilitlerinin yüksek güvenlikli olduğunu iddia eder. Bir gün bir kullanıcı bu kilidi basit bir tükenmez kalem ile açar ve bunu video ile belgeleyerek internete yükler. Kullanıcının oluşturduğu bu etki dalga dalga yayılır internette bir sürü kilit açma videosu yüklenir. Şirket başta bunun mümkün olmadığını savunup olayı reddeder. Fakat bu ağızdan ağza pazarlama sonucunda milyonlarca dolar zarar eder. (İlgili haber)
* Yeni nesil pazarlama birçok şeyi değiştirmiştir. Artık markalara kullanıcılara mesaj vermek yerine onlarla sohbet etmeliler. Zaten artık içeriğin üretim şekli tamamen kullanıcı tarafındadır. Bu yeni süreçte markalar kullanıcının ürettiği içeriği kullanarak sosyal, yaşayan markalar haline dönüşmek zorundadırlar.
* Markalar kullanıcı ile iletişimdeki mantığını değiştirmelidir. Kullanıcıyı bir dost olarak görmeli onu sohbet ortamının içine çekebilmelidir. Tabii ki bu sohbet ortamı aynı şeyleri papağan gibi tekrarlamakla olmaz.
* Alemşah, sunumuna sosyal medyanın çeşitli popüler uygulamalarından örnekler vererek devam etti. Sosyal medya kullanımına Barack Obama’nın seçim kampanyasını, Starbucks’ın kullanıcı görüşlerini derlediği siteyi, Yaman Gezgin Kayboldu projesini, kullanıcın tasarladığı tişörtleri satarak büyük bir karlılık yakalayan Threadless sitesini örnek gösterdi.
Diğer örnekleri daha önceden biliyordum ama Threadless örneğini sunumda öğrendim. İlgi çekici bir proje. Muhakkak ki markalar adına sunumdan alınacak çok dersler var. Şimdi şunu merak ediyorum. Acaba önümüzdeki seçimlerde Barack Obama’nın kampanyasını iyi gözlemleyip Türkiye’de benzeri bir kampanya yapacak siyasetçi çıkacak mı?
Alemşah’ın sunumundan sonra bir ara verildi. Aradan sonra da Özgür Emre Öztürk tarihin en hızlı sunumlarından birini gerçekleştirdi. Keşke Starbucks olayını biraz daha ayrıntıları ile anlatsaydı. İlgi çekici istatistiklerin bulunduğu sunumu yine Slide Share üzerinden edinmek mümkün. Sunumdan aklımda kalan şey sosyal medyanın çeşitli avantajlarından dolayı önümüzdeki dönemde pazarlamada temel öğelerden biri olacağıydı.
Daha sonra sahneye Pazarlama Cadısı bloguyla tanıdığımız Burcu Tüzün çıktı. Jetgiller, Çakmaktaşlar alegorisi üzerine kurulu sunumun ilk kısmında biraz sıkıldığımı ifade etmeliyim. Sanırım biraz Burcu’nun sahneye ısınması gerekiyordu. Sunumun ilerleyen kısımlarında ise karşımızda gerçek bir profesyonel bulduğumu itiraf etmeliyim. İşte aldığım kısa notlar:
* Sosyal medya pazarlamasının önünde iki önemli engel var. Bunlardan biri yetersi z bütçe diğeri de bu konudaki yetenek ve deneyim eksikliği.
* Pazarlamada dört doğrunun bir araya gelmesi başarıyı getiriyor. Doğru ürün, doğru reklam, doğru yer, doğru zaman.
* Doğru yer ve zaman konusunda verdiği örnek güzeldi.
* Sosyal medya pazarlamasında en önemli basamaklardan biri web sitenizdir. Eğer web siteniz iyi değilse yapacağınız pazarlamanın hiçbir değeri kalmıyor.
* Markalar blogları ve advergame iyi kullanabilmeli. Çeşitli alert (alarm) tanımlamaları ile markaları hakkında neler konuşulduğunu takip etmeli. Marka hakkında yazılmış bütün yazılara geri dönüş yapılmalı. Eğer yazı olumlu ise mutlaka teşekkür edilmeli, olumsuzsa sorun giderilmeye çalışılmalıdır.
* Güzel bir advergame örneği verdi. Usain Bolt ile yarış
* Daha sonra Burcu sosyal medya pazarlaması dünyasında şehir efsanesi olmuş bazı yanlışlara değindi. Biraz teknik bir konu olduğu için detaya girmeyeceğim. Burcu inşallah sunumu bizlerle paylaşırsa oradan daha fazla bilgi edinebilirsiniz. (Yazının altına sunumun bağlantısını ekledim.)
* Sunumun en ilgi çeken kısmı şüphesiz markaları Çakmaktaş ailesine, pazarlamacıları da Jetgiller’e benzettiği kısım oldu. Her iki grubun birbirleriyle anlaşabilecek ortak noktalar bulabileceğine değindi. Daha sonra her iki grup için öneriler verdi.
* Kısaca markalara uyanık ol, medya planlamacısından hakkın olanları iste onu iyi kontrol et mesajı verirken medya planlamacısına da müşterinin dilinden konuş mesajı verdi.
Burcu’nun sunumundan sonra yine bir ara verildi. Son sunum Nuri Çankaya ve Yüce Zerey’in sunumuydu. Fakat Nuri Çankaya seminerden firar ettiği için :) iş Yüce Bey’e kaldı. Ben biraz daha teorik hastası bir izleyici olduğum için Yüce Zerey’in sunumu tam benlikti. Eray’ın soruları ile oldukça verimli bir sunum gerçekleşti. Yüce Bey’i daha geniş bir zaman dilimine yayılmış bir sunumda tekrar dinlemeyi istiyorum. Notlara gelirsek
* Yüce önce web 2.0’a ve sosyal medyaya gelene kadar internetin geçirdiği evrimi kısaca anlattı.
* Web 2.0 ile birlikte kolektif bir üretim sürecine girildiğini, markaların bu süreçte toplumun dinamiklerini çok iyi okuması gerektiğini belirtti.
* Artık insanların klasik PR hareketlerinden, basın bültenlerinden pek hoşlanmadıklarını, kullanıcılara güven veren tek şeyin yine kullanıcılar olduğunu ifade etti.
* Şirketlerin geleneksel medya kuralları ile yeni medyaya yaklaşmalarının ölümcül bir hata olduğundan bahsetti. Sosyal medyada yer almanın oranın kurallarını bilmekten geçtiğini insanların bir sosyal ağdaki çakma profilleri gerçek zannedecek kadar saf olmadıklarını söyledi.
* Biz de sosyal medya planlamasının daha emekleme aşamasında olduğu şu günlerde yabancıların değişik reklam mecraları arasında koordinasyonu ve denetimi gerçekleştirmek amacıyla entegrasyon ajansları bile kurduğunu söyledi.
Açıkçası bu entegrasyon ajansı meselesi bile bizim yolun ne kadar başında olduğumuzu gösteriyor. Düşünün adamlar farklı mecralar için farklı çalışmalar yapıyor bir de bunların genel koordinasyonunu, denetlemesini, raporlamasını ayarlayacak ayrı bir mekanizma bile kurmuşlar.
Eray sosyal medya unsurlarının özellikle blogların da bazı hataları olduğunu söyledi. Yüce’nin Eray’ın söylediklerinden sonra bıkmadan usanmadan tematik blog yazmanın gerekliliğini tekrar düşündüm. Evet, kısa vadede biraz zor bir süreç ama uzun vadede değerli bir kazanç olacağını düşünüyorum.
Sunumlardan edindiklerim organizasyonla ilgili aklımdaki bütün olumsuzlukları sildi diyebilirim. İyi ki tatili biraz geriye atıp katılmışım. Bütün katılımcılara, böyle güzel bir organizasyonu gerçekleştiren Bloglama ekibine teşekkürlerimi sunuyor, durmak yok bloglamaya devam diyorum :)
Güncelleme: Burcu’nun sunumunu da buradan edinebilirsiniz. Ayrıca içeriden bir izlenim için Eray‘ın Marketingist 2008 İzlenimleri yazısını okumanızı öneririm :)
Okuyucuya Not: Değerli okuyucular hepinizin ramazan bayramını şimdiden kutlarım. Önümüzdeki bir hafta içerisinde tatilde yani çevrimdışı olacağımdan dolayı iletişimde bir takım aksamlar olabileceğini bildiririm. Tatil sonrası görüşmek üzere…





[...] Marketingist fuarında birkaç seminer dinleme fırsatı bulduk. Ama izlenimleri(mizi) Selçuk Hoca’dan dinlemeniz daha iyi olur [...]
[...] bir izlenim için Selçuk Hoca‘nın Marketingist 2008 İzlenimleri yazısını okumanızı [...]
Hocam mütiş bir yazı olmuş sizin sayenizde kendime kızdım. Burnumun dibindeki bir konferansı nasıl kaçırmışım ben.
Ama Tüyap’ın takvimindede bu etkinliği göremedim http://www.tuyap.com.tr/tr/index.php?main=m_fuar&fbid=1&left=l_beylikduzu&fid=1
Neyse yazdıklarınız çok yararlı olmuş gitmiş kadar oldum.
Hocam yazı için teşekkürler.
teşekkür ederim efendim. uyarılar dikkate alınacak :)