Inception / Başlangıç Film Eleştirisi

Inception / Başlangıç Film AfişiRüya, batı ve doğu dünyası düşünürlerince üzerinde çokça kafa yorulmuş bir kavram. Sigmund Freud’un günlük yaşamda bastırılarak bilinçaltına itilmiş duyguların dışa vurumu olarak gördüğü rüyaya, İslam tasavvufçuları farklı bir gözle bakmışlardır. İslam tasavvufçuları insan ruhunun kâinattaki bütün gerçekleri idrak edebileceğini fakat dünya işleriyle meşguliyetin ruhun önünde bir takım perdeler oluşturduğundan dolayı bunu tam olarak başaramadığını söylerler. Uyku halinde ise bu perdeler, beş duyunun engelleri zayıflar veya kalkar. Bundan dolayı ruh rüyada gerçek hayatta yapamayacağı şeyleri yapabileceği gibi bir takım gaybî gerçekleri de kavrayabilir. Ruh rüya âleminde kavradığı bu gerçekleri hayal gücüne devreder. Hayal gücü de bunları uygun bir şekilde tasvir edip his mertebesine indirir.

Rüyada idrak ettiklerimizin bize kazandırdığı duygular günlük hayatta hissettiğimiz duygulara göre oldukça yoğundur. Bundan dolayı günlük hayatta bir süreç çerçevesinde ulaşabileceğimiz aşk, çok büyük bir acı veya çok güzel bir yemeğin lezzeti gibi duygular rüyada birkaç saniye içerisinde oluşuverir.

Rüyanın hakikati ile ilgili bu girizgâhtan sonra yavaş yavaş filme geçebiliriz. Yazının bundan sonraki kısmı filmle ilgili bilgiler içereceğinden dolayı filmi izlemeyenlerin filmden alacakları tadı azaltabilir. Uyarmış olayım.

Kısaca filmin konusu şöyle: Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) hayatını endüstriyel casusluk yaparak geçirmektedir. Fakat kullandığı yöntem oldukça sıra dışıdır. İnsan zihninin başka bir boyutta olduğu rüya anında kurbanın değerli bilgilerini elde etmektedir. Bu yeteneği ona çok şey kazandırdığı gibi çok sevdiği karısının ölümüne, çocuklarından ayrı kalmasına sebep olarak hayatını da alt üst etmiştir. Bütün bunları telafi edebilmek, hayatı geri kazanabilmek için son bir iş yapması gereklidir. Bu yapacağı son iş daha önceki işleri gibi fikir çalmak değil bir fikri kurbanın zihnine yerleştirmektir. Rüyada ele geçirilen bir zihne fikir yerleştirmek imkânsız değil fakat varlığı kestirilemeyecek düşmanlarla mücadeleyi zorunlu kılan bir iştir. Dom Cobb son şansı olan bu işi kabul eder, hepsi birbirinden yetenekli ekibini toplar ve rüya katmanları içinde sonu gelmeyecekmiş gibi görünen bir yolculuğa çıkar.

Klişelerden uzak, yeni bir içerik alanı oluşturma derdi olan filmlerde eğer kurgu örgüsü ters değilse filmin başlangıcı başkarakterin dünyasını seyirciye kavratmaya adanır. Eğer kavratılmaya çalışılan yeni içerik alanı seyirci zihninde oturması zor bir alansa veya yönetmenin tarzı zaten zor olan bu kavrama işini daha da giriftleştiriyorsa seyirci için zor bir film başlangıcı oluyor. Açıkçası filmin başında “o neydi, bu nerden geldi” gibi sorularla biraz bocaladığım oldu. Fakat filmin ilerleyen kısımlarında -filmin aynı zamanda yazarı olan- yönetmen Christopher Nolan‘ın takdire şayan tarzı kafanızdaki sorulara net cevaplar almanızı sağlıyor. Filmi birinci ve ikinci kısım olarak düşündüğümüzde yönetmenin klasik edebiyatımızdaki “leff ü neşr” sanatını hatırlatırcasına önce dağıtıp sonra özenli bir toplama gerçekleştirdiğini görüyoruz.

Aynı başarı filmin ikinci yarısında rüya katmanları arasında gittikçe derine inilmesinde de sürdürülüyor. Seyircinin zihninde rüya katmanları arasındaki dibe gidişin sonunun olmadığı hissinin oluşmasına ramak kala dibe gidişi tersine çevirip seyir zevkini arttırıyor.

Filmdeki görsel efektler ve aksiyon sahneleri Matrix serisini çokça hatırlatıyor. Katman katman rüyalar arasında yolculuk yapan seyirciye bir nefes alma fırsatı aynı zamanda gerçek anlamda bir görsel şölen sunuyor. Filmdeki görselliğin teknoloji şovundan daha fazlasını vaat ettiğini de eklemem gerekiyor. İzlediklerimiz filmin konseptindeki rüya olgusunun seyirci zihninde de oluşmasını sağlıyor. Seyircinin film arasında veya film sonunda rüyadan uyanma hissini tatmasını sağlıyor.

Titanic ile kariyerinde zirveyi yakalayan Leonardo DiCaprio’nun, “Dom Cobb” karakterindeki başarılı performansıyla kariyerindeki ikinci bir zirveye çıktığını söylemek mümkün. DiCaprio kendi içinde çıkmazları, pişmanlıkları olan bir karakteri var ediş biçimiyle filmi sıradan bir efekt ve macera şovunun ötesine taşımayı başarıyor.

Filmdeki karakterlerin işlenişi göz önüne alındığında belki ekip üyelerinin karakterleri biraz daha ön plana çıkarılabilirdi diye düşünmüyor değilim. Fakat konseptin kavranması adına yan karakterlerin işlenişi feda edilmişe benziyor.

Tabii ki yüzeysel düşündüğümüzde kahramanların bir kutu vasıtasıyla hemen aynı rüyaya dalmaları, rüyayı istedikleri gibi dizayn edebilmeleri, her şeye rağmen başarıya ulaşmaları gibi unsurlar, aynı zamanda “kirli işlere dalan adamın son işi”, Görevimiz Tehlike tarzı ekip toplama, dünya imparatorluğunun başındaki adamı ele geçirme gibi klişeler filmden alınacak zevki azaltabilir. Fakat bu yüzeysellikten sıyrılıp filmin büyüsüne kendinizi bırakırsanız gerçekten eğlenceli bir 2,5 saat geçirmeniz mümkün.

Genel olarak değerlendirdiğimizde Inception / Başlangıç sıra dışı bir konuyu, yer yer seyircinin zihnini dağıtıp toplayarak, yeterli ve doygun bir görsellikle aktaran başarılı bir yapım. Film, bu özelliklerinin yanında başkasına anlatma isteği oluşturabilecek bir konuyu ve Türkiye’de tanınan bir başrol oyuncusunu içerdiği için ABD’de olduğu gibi yarından itibaren vizyona gireceği Türkiye’de de gişe başarısı yakalayacaktır diye düşünüyorum. Şunu eklemeden bitirmeyeyim bazı filmlerin gerçekten sinemada seyredilmesi gerekiyor. Inception / Başlangıç görselliğin tadına varabilmek için sinemada seyredilmesi gereken bir yapım.

İnception / Başlangıç Künye:
Resmi Site: http://inceptionmovie.warnerbros.com
Türkçe Site: http://wwws.tr.warnerbros.com/inception
Yönetmen: Christopher Nolan
Süre: 148 Dakika
Sinema Sitelerinde Film : IMDBGenç Sinema.comSinemalar.comBeyazperde.com

Yazıyı sonuna kadar okuyanlara ödül :) Filmin “Zihin Suçu” adlı oyununa buradan ulaşabilirsiniz. Labirent bulmaca sevenler kaçırmasın.

Kişisel Not: Yazı denebilecek bir yazı yazmayalı neredeyse bir sene olmuş. Bu vesileyle tipik bir “tembel” olan bana tekrar yazı yazdırdığı için filmde emeği geçenlere ve tabii ki filmin ön gösterimine katılmamızı sağlayan Duygu Kutlu Hanım’ın şahsında Warner Bros yetkililerine tekrar teşekkür ederim.

14 Yorum

  1. Annemi yalnız bırakamadığım için gelememiştim öngösterime senin yazıdan sonra filmi görme isteğim daha da arttı. Teşekkürler yazdığın ve paylaştığın için.
    Sevgi ve ışıkla kal…

  2. Ben filmin yarısında doğrudan Nazlı Eray’ın Marilyn-Venüs’ün Son Gecesi romanını düşünmeye başladım; çünkü orada da bilinçte bir kapana kısılmışlık sahnesi vardı. Üstelik tüm roman rüya ile gerçek arasındaki sınırın yer yer kalktığı bir düzlemde yol alıyordu. (Filmden önce yazınızı okuduğumu ve merak ettiğim için izlediğimi ekleyeyim.)

  3. @Elif Ben de sizin bahsettiğiniz kitabı merak ettim şimdi :)

  4. Geniş bir vizyonda, harika bir yaklaşımla muhteşem bir yazı çıkmış ortaya. Filmden bir saat sonra bu cümleleri okumak, filmin bana kattığı o duygu ve düşünceleri iyice pekiştirdi. Bu güzel yazı için teşekkürler.

  5. Akın Gürbüz :

    Hocam yorumunuz için teşekkürler,
    Filmi izledikten bir gün sonra okudum yorumunuzu. Ama dürüst olmak gerekirse kafamdaki soru işaretlerine pek bir cevap bulamadım. Mesela Schrödinger’in Kedisi’nden ya da Kopenhang Yorumu’ndan bahsetmenizi beklerdim. Film nasıl bitti, bizi nereye götürüp, nerede bıraktı? Devamı gelir mi sizce?
    Not: Sonunu çok beğendim, ama filmin ikincisi çekilmezse tabi.. Yani izleyiciyi kafasındaki soru işaretleriyle başbaşa bırakırsa..

  6. @Akın Film, hem konusu hem tarzı açısından birçok film veya kitapla karşılaştırılabilir bir konumda. Yazıyı uzatmamak adına çok değinmedim. Filmin devamı gelir mi? Yapımcılar gişe başarısını göz önüne alarak filmin devamını çekebilirler. Aslında daha az kafa kurcalayan, macera dozu biraz daha arttrılmış ikinci bir film olabilir. Şunu da unutmamak lazım devam filmlerinin ekseriyeti birinci filmleri mumla artmıştır :)

  7. m.cem :

    biz arkadaşlarla gittik (ben pek taraftarı olmasamda) ve yanılmadım,filmi izlerken en başta anlamakta zorlanıyorsunuz anlamaya çalışırkende inanılmaz yorucu bir film,baya bir kafa patlatmanız gerekir.hayal gücü kuvvetli ama çok beğendiğim söylenemez ve gereksiz izlediğimizi düşünüyorum.tavsiye etmiyoruz hiç kimse beğenmedi.

  8. mehmet as :

    film muhteşemdi, filmle bağlantıyı kaybetmemek için bazı noktalarda aşırı efor harcamak gereksede muazzam bir görsel şölen ve kurgu. bence bu filmdeki kurgu aynı zamanda geleceğin bir teknolojisi olabilir. düşünsenize yatalak veya yaşlı insanlara tekrar genc olma ve hayatdan yeniden zevk alabilme imkanına sahip olursunuz. mesela yusufun ofisindeki sahne böyle bir sahneydi, bir sürü yaşlı kişi hayata başka bir alemde yeniden başlıyorlar. ayrıca bu bizim dinimizdeki deccalin cenneti ve cehenneminde andırıyor. bir gün bir kişi böyle bir teknoloji ile tanrılık iddia ederse ve bana bağlananlar için cennetim, işte düşmanlarım için cehennemim dese şaşırmam. ve eğer böyle bir teknoloji dünyaya yayılacak olsa playstaionları nasıl sollayacağını bir düşünün. senaristin hayal gücüne hayran oldum. ne diyebilirimki…

  9. kerem :

    kardeşim bunca sene dünya kadar film izledim hayatımda bu kadar rezil ve boş bir film görmedim fight clup yada matrix gibi baş yapıtlar dururken ne efekt nede kurgudan yoksun 3 saatlik bir işkenceyi oturup sırf ıbm: puanı 9,5 diye onuda nasıl aldığı belliya sırf yüksek puan almış diye burda bu kadar övüyorsunuz bu filmden ne anladınız bilim kurgu gibi iddali, bir jarbonla karşınıza çıkan filmde teypten bozma bir alet kulanarak kulaklık takıp rüya içinde rüyaya dalan bir adam eee bumu bilim kurgu bumu başyapıt sonuçsuz anlamsız gereksiz 3 saatlik bomboş bir vakit kaybı o son sahnedeki fırfırı size hediye ediyorum ondanda mistik anlamlar çıkarmaya uğraşın anlamsız bir karalamaya bakıp şaheser diyen resim dehaları. safi sinema eleştirmenleri oturup abuk sabuk yorumlar yapıp begendik desinler diye yapılmış yaş grubu kaç olursa olsun kimseye hitap etmeyecek bir film slaonun yarısının filmin arasından sonra gelmediğinide ekleyeyim…

  10. eda şendur :

    BENce anlamadığınız için bu sekilde yorumlar yazmanız cok normal :) gercekten beyninizi iyi kullandığınzdda anlamayacak birsey yok evet biraz muallakta kalınmışlıklar mevcut filmde..boşlukları siz doldurun tarzında gbi görünsede kesinlikle yıllar sonra izlediğim en iyi kurgu filmiydi..etkilendim 2 kere izledim ve inanın 2. izleyişinizde cok daha net anlıyorsunuz ve enfes bir şölene dönüyır adeeta..herkes terkederken salonu ben sonunda bile oturduğumn yerde kalakaldım cok etkilendim süperdi bencee

  11. mert : :

    film çok güzeldi.Ama en sonunu anlayamadım anlayan biri varsa soyleyebilir mi :S

  12. gokhan :

    Filmde gereksiz diyaloglar gerçekten seyirciyi sıkıyor. Film bitmeden çıkanların sayısı dikkatimi çekti. İnsanların ortaklaşa aynı rüyayı görmesi için bir teyp benzeri bir düzenek çok basitçe. Sonunuda iyi bağlayamamışlar.
    Özgün konular bulmakta zoelanan film endüstrisinin yeni bir denemesi…

  13. Tuğçe Şengezer :

    Filmi izledikten 2 gün sonra okudum yorumunuzu. Kesinlikle duygularıma tercüman olmuşsunuz. Bence de özellikle efektleriyle etkileyici olan bu film için yaptığınız yoruma teşekkürler :)

  14. bayram_caka :

    Arkadaşlar bence de dikkatlice izlenilmesi gereken bir film. Zindan Adasını andırır bir kurgusu var. Gerçekle gerçek olmayan pek belli olmuyor. Filmin sonunda Dom Cobb’ un rüya ile gerçek dünyayı ayırt etmek için kullandığı totemi de hala dönüyordu(ama yavaşlamış gibiydi.) devamı gelebilir.

Yorum Yazın

Epostanız yayınlanmaz. * işaretli alanları doldurunuz.

*
*