Futboldan Karakter Tahlili
Bugünün tatil olmasından mütevellit biraz hafif bir yazı yazmak istiyorum. Bu yazının konusu geçtiğimiz gün öğretmenler odasından bahçede futbol oynayan öğrencileri seyrederken aklıma geldi. Acaba öğrencilerin karakterleri/kişilikleri ile futbol oynarken sergiledikleri davranışlar birbirini tutuyor mu? Üstat Ziya Paşa’nın meşhur terkib-i bendinde değindiği üzere:
Bed-mâye olan anlaşılır meclis-i meyde
İşret güher-i ademi temyize mihenktir
(Özünde kötülük olanlar içki meclisinde anlaşılır, zira içki kişinin değerini belirleyen *mihenk taşı gibidir)
* Mihenk taşı eskiden altın ve gümüşün ayarının ve saflığının ölçüldüğü bir taş.
Bu beyitten aldığımız ilhamla futbol ve karakter arasındaki ilişkileri sergileyelim. Öğrencileri topladığınız dediniz ki gidin topu alın maç yapın.
* Topu kendi isteği ile almaya giden öğrenci sorumluluk sahibidir. Toplumda yapılması gereken bir takım görevleri üstüne alabilir.
* Top geldi takımlar kuruluyor. Takımı kuran öğrenci -eğer futbol konusunda çok yetenekli değilse- lider konumundadır. Takım kurulumuna itiraz edenler de lider olmak isteyen ama geri planda durmayı tercih edenlerdir. Takım dağılımına hiç itiraz etmeksizin uyanlar daha ziyade çekinik kişilerdir.
* Oyuncu dağılımında itirazsız kaleci olmayı kabul edenler kendine güvensiz kişilerdir. Zira bu kişiler oyun dışında yani toplum dışında bırakılmaktan çekindikleri için bu görevi kabul ederler. Çünkü takım kavramının henüz oturmadığı bu yaşlarda herkesin gönlünde forvet olup golden gole koşmak, maçın konuşulanı olmak ve bununla toplumsal otorite edinmek önemlidir.
* Oyun dağılımında dışarıda kalanlar için de yorumlar yapılabilir. Bunlar ya gerçekten toplum dışıdırlar ya da sıra dışı (cool) olmayı hedefleyen kişiliklerdir. Bu sıra dışı olmak topluma ben diğerlerinden farklıyım/üstünüm mesajı yaymak amaçlı olabilir. Tabii bir de erkeklerle maç oynamak yerine kızlarla yakan top oynayanlar vardır . Neyse bu konuda yorum yapmayayım :)
* Geldik oyun anına. Oyunda arkadaşlar birbirini kollar. Birbirine yakın duran öğrencilerin birbirine daha çok pas verdiğini, gol sonrası beraber sevindiklerini gözlemleyebilirsiniz. Aynı zamanda oyun dışındaki anlaşmazlıklar da oyuna taşınabilir. Oyun dışında birbiri ile kavga edenler rakip takımlarda yer alıyorsa olası sert hareketler gelebilir.
* Gelelim şahsi oynayıp pas atmayanlara :) Bunlar kendilerini kabul ettirme çabasında olabilir. Aslında tamamen bencil kişilikler değildirler. Sadece toplumsal statü kazanımında önde olmayı arzu ederler. Eğer ısrarla takım oyunu yerine şahsi oynamayı seçiyorlarsa tepki görebilirler. Bu tepkiden sonraki davranışları önemlidir. Eğer tepki onları yıldırıyor ve hareketlerine çeki düzen veriyorlar takım oyununa geri dönüyorlarsa uyumlu bir kişiliktirler. Tepkilere rağmen inatla bildiklerini okuyorlarsa biraz hırs sahibi olabilirler. Bu hırsları tuttuğunu koparma davranışına yönlendirilebilir.
* Maçta muhakkak bir skor oluşur. Skoru önemseyenler ve önemsemeyenler vardır. Skoru önemseyenler yenilen veya yenen tarafta olmaları fark etmeksizin hayatın gerçeklerine, rakamlara ve iş süreçlerinin nasıl olduğuna önem verirler. Skoru önemsemeyenler ise ya sürece değil sonuca önem verenler ya da hayatı boş vermiş, süreç içersinde kendini unutmuş günlük yaşayan kişilerdir.
* Oyunda kurallar olmak zorundadır. Genellikle kuralların uygulanması ile hayattaki kuralların uygulanması arasında bir paralellik görülebilir. Yani oyundaki kurallara karşı olan tavır hayattaki ile aynıdır.
* Oyuna konsantre olmayıp çevredekiler ile ilgilenenler ortamdan sıkılmış olabilirler. Sırf topluma uymak için ordadırlar. Fakat aynı zamanda toplumdaki uygulamalardan rahatsızdırlar. Yaptıkları bir nevi gizli sivil itaatsizliktir.
* Oyunda zor durumlar ortaya çıkabilir. Gerilen bir ortamda herkes karakterini bütün açıklığı ile ortaya koyar. Dışarıda mülayim görünen bir kişi içindeki canavarı kriz anında ortalığa salıverir. Kriz anında sinirlenmeyip akılcı karar verenler ideal iş adamı tipidirler.
* Oyun bitişi de oyun kadar önemlidir. Skoru önemseyip oyundan sonra oyunu konuşanlar, karşı takımı kızdıran galipler veya intikam yemini eden mağluplar işlerinde devamlılığı sağlayabilecek tiplerdir. Oyunu o anda unutup yeni gelişen olaylara tepki verenler ise çabuk toparlanıp yeni durumlara adapte olabilecek kişileri temsil ederler.
Çıkarımları bu şekilde uzatmak mümkün. Tabii ki bu çıkarımların psikoloji bilimi açısından bilimsel anlamda bir değeri yok. Sadece kişisel bir takım kuruntular. Ama bu gözlemi yapmayı bütün herkese tavsiye ederim. Hatta işe alacağınız bir grup insan varsa önlerine bir top atıp maç yapmalarını isteyin :)





Futboldan Karakter Tahlili…
Bir futbol maçından insan karakterleri ile ilgili çıkarımlar…
Bir futbol maçından böyle bir tahlil çıkarmak gerçekten güzel, insan “etrafına keşfederek bak”mak buna denir herhalde.
Birde, genelde defansta duranlar vardır. Bence defansta duranlar sorumluluk sahibidirler. Kendi isteği ile defansta kalıyorsa sorumluluk sahibi, takım oyuncuları tarafından geçirilirse iyi futbol oynamıyor demektir.
Şahanesiniz hocam gerçekden iyi gözlemliyor ve çok iyi değerlendirmeler yapıyorsunuz kişisel olsada benzetmeleriniz mükemmel…
Bence kaleci hakkında yanlış düşünüyorsunuz. Bir kere bir takımda forvetten çok kaleci önemlidir eğer takımınıxda iyi bir kaleci yoksa kesinlikle kaybedersiniz. Kaleci bir takımın en önemli oyuncusudur. Ben kalecilik yapıyorum ve halimden çok memnunum. Çünkü karşı takımın forvet oyuncusu son güç bir şut çektiğinde ve siz onu kurtardığınızda ki mutluluk ve heyecan başka hiç bir yerde olamaz. Kaleci her zaman takımın en önemli oyuncusudur ve kaleci olanlar aslında kendine en çok güvenenlerdir. Çünkü son hızla giden bir topu durdurmak kadar zor bişey yoktur, topa vurmak kolaydır ama durdurmak zordur. Bunun için eğer yeterince kendine güvenen biri kaleci olur.
hocam gerçekten süpersiniz…
Güzel bir analiz olmuş hocam, yalnız bu değerlendirmeler kesin doğru olacak diye bişey yok (zaten bende kesin demedim olabilir gibisine tahlil yaptım diyebileceğinizi seziyorum. yada kesin doğru len işte ben diyosam öledir mi dersiniz bilmem :D) çünkü hesaba girmeyen en az bir faktör tahlilleri değiştirebilir.
Bence de kaleci hakkında yanlış düşünüyosunuz.Kaleci bi takımın en cesaretli elemanıdır bence.Kendimden biliyorum yani,kaleci topun suratında gelebilmesinden korkmayandır,bir çok oyuncu bi adam şut çekicekken önüne çekinerek geçir ama kaleci korkmadan topun önüne geçer ve takımını kurtarır.