Ey Türk Blogcusu!
Eğitim yani kişide belirli davranış değişiklikleri meydana getirme işi oldukça zor bir olay. İçinde bir çok enstürmanı barındıran uzun soluklu bir süreç. Malesef biz uzun yıllar boyunca eğitimi sadece öğretmene veya okula bıraktık. Okul dışındaki eğitimin okulu tamamlayan hatta bazen okulun yerini alan bir unsur olduğunu kavrayamadık. Bu konuda bir kaç sene evvel Milli Eğitim Bakanlığı önemli adımlar atmaya başladı. Müfredatta çok köklü değişikliklere gitti. Yeni bir eğitim anlayışına geçildi.
Yeni program eski anlayıştan bir çok açıdan farklı. Bilgiyi kullanma ve işleme yönü oldukça ön plana çıkarılmış durumda. Yeni sistemde öğrencinin bilişim teknolojilerini etkin bir biçimde kullanmasını sağlamak da önemli hedeflerden biri.
Okulla çoktan bağınızı kesmiş olsanız bile bir şekilde eğitim yaklaşımlarındaki bu değişmenin farkına varmışsınızdır. Artık öğrencilerin ödevlerini araştırmak üzere sürekli internetle haşır neşir olduklarını gözlemlemişsinizdir. Evet öğrenciler artık artan bir sıklıkla internete müracat etmek zorundalar.
Tabii bu geçiÅŸ sürecinde bir sürü olumsuzluklar yaÅŸanıyor. AraÅŸtırma yapmayı sadece konu baÅŸlığını Google’a yazıp sonuçlarda çıkan bir kaç sayfanın çıktısını almak olarak gören öğrenciler bir noktada sistemi kilitliyorlar. ” Aaa ÅŸimdiki çocuklar cin gibi, bilgisayarı bizden çok iyi biliyorlar” tarzı yaklaşımlar sergileyen bazı meslektaÅŸlarım da bu süreci nasıl idare edeceklerini ÅŸaşırmış durumdalar. Bazen acayip yer yer de trajikomik durumlar yaÅŸanıyor tabii. ÖrneÄŸin küresel ısınma hakkında bir ödev veriyorsunuz. Ertesi gün masanıza Wikipedia’nın küresel ısınma maddesinin bulunduÄŸu sayfanın 20-30 tane çıktısı geliyor. Sanki fotokopi yapılmış gibi bir yığın kağıt önünüzde. Öğrencilere ödevlerinize yararlandığınız kaynakların adını yazın diyorsunuz. Öğrenci ödev kapağının en altına “Kaynak: İnternet” yazıp size getiriyor. Anlatıyorsunuz bu kaynak böyle yazılmaz bunu düzelt diye ödevi geri veriyorsunuz. Ertesi gün ödev kapağı deÄŸiÅŸmiÅŸ bir ÅŸekilde size geri geliyor. Kaynak: Google :)
Buraya kadar yazdıklarım yaşanan olayların bir resmi. Peki ne yapılmalı? Evet öğretmenler bu konuda bilinçlendirilmeli. Ama yukarıda değindiğimiz gibi okul dışı çevrelere düşen görevlerde var. Madem ki öğrenciler internette araştırma yapıyorlar. Ve madem ki biz blog yazan kişiler internette içerik üretiyoruz. O halde bize düşen görevler de var.
Bir Şey Yapmalı !
Öğrencilere herhangi bir şeyi öğretmeniz için öğretmen olmanız gerekmez. Bazen dışarıdan alınan bir eğitim desteği eğitimin kalitesini arttırabilir. Herkes ilgilendiği alan çerçevesinde, özellikle ilköğretim öğrencilerine yönelik içerik geliştirebilir. Bir kaç örnek verelim.
Örneğin el işiyle ilgili bir blogunuz var. O halde Teknoloji Tasarım dersi için içerik üretebilirsiniz. Mesela bu sene benim öğrencilerim aydınlatma üniteleri tasarımı yaptılar. Oldukça güzel çalışmalara da imza attılar. Ama sizin blogunuzda da örnekler görseydiler, yaptığınız tasarımın ardındaki felsefeyi kavrasaydılar çok daha faydalı bir eğitim olabilirdi.
Diyelim ki bilgisayar programlama üzerine bir blogunuz var. Evet müthiÅŸ kodlar yazıyorsunuz, ÅŸahane programlara imza atmışsınız. Ama ilköğretim sekizinci sınıftaki Ahmet’in basit html komutlarını öğrenerek bir site yapmaya ihtiyacı var. Birinin ona eÄŸlenceli bir biçimde bunları öğretmesi gerekiyor. DeÄŸerli zamanınızın bir kısmını ona ayırabilir misiniz?
Veya iflah olmaz bir gezginsiniz. Pamukkale senin, peri bacaları benim dolaşıyorsunuz. Sosyal Bilgiler ödevini yapmak üzere internete girmiş olan Ayşe Akdeniz bölgesinin iklimini sizin blogunuzdan okusa iyi olmaz mı?
Yine diyelim ki internet teknolojilerini anlattığınız bir blogunuz var. Web 2.0, 3.0, 4.0 kaptırmış gidiyorsunuz. Ama Google’dan baÅŸka bir adres bilmeyen bir dünya öğrencinin, Google nasıl arama yapılacağını, RSS’nin ne olduÄŸunu öğrenmeye ihtiyacı var. Acaba bunları onların anlayabileceÄŸi bir dilde güzel bir ÅŸekilde anlatabilir misiniz?
Örnekleri çoğaltmak mümkün hangi konuda yazıyor olursanız olun mutlaka çocukların okulda öğrendiklerine destek olabilecek materyal üretebilirsiniz. Yeterki isteyelim.
Hem bunun size de müthiş bir katkıları olacak. Düşünün ilköğretimde 14 milyonu aşan sayıda öğrenci eğitim görüyor. Bunların 4 milyonunu küçük sayalım, atalım. Kalan rakamın sadece yarısının internete eriştiğini düşünelim. Evet tam beş milyonluk bir kitleden bahsediyoruz. Sürekli blog okuyucularının az olduğundan, reklamlara kimsenin tıklamadığından bahsetmiyor muyuz? İşte size kitle düzgün ve iyi niyetli içerik ürettiğinizde çok rahat kullanıcı potansiyelinizi yükseltebilirsiniz.
Yazımı bitirirken bir ip ucu da vereyim. Güncellenen eğitim programlarının içeriklerine Talim Terbiye Kurulu Öğretmen Portalı internet sitesinden ulaşabilirsiniz. Programları incelediğiniz zaman neler yazabilirim sorusuna da cevap bulabilirsiniz.





oyyla.com | 1 AÄŸustos 2007 @ 11:25 #
Ey Türk Blogcusu! | Selçuk Hoca…
Blogcuların eÄŸitime nasıl katkı yapabileceklerini iÅŸleyen bir yazı…
Mehmet Ali | 1 AÄŸustos 2007 @ 18:20 #
Çok güzel bir yazı hocam, teşekkürler. Şu kitle konusuda da gerçekten haklısınız. Sitemdeki araştırma yazılarına hatırı sayılır sayıda, öğrenciler tarafından yorumlar yapılmıştı. Saygılar.