Meşhur (?) bir blog yazarı olduk ya tanışma, kaynaşma diyaloglarında hep soruluyor. İsminizdeki “hoca” nerden geliyor? Ne hocasısınız? Soyadınız gerçekten hoca mı :)?
Tabii ki soyadım hoca değil. Sadece profesyonel olarak öğretmenlik mesleğini icra ettiğim için bu sıfatı pek de haddimiz olmayarak kullanıyoruz. Blog yazmaya başlarken bu konu üzerinde epey düşünmüştüm. Ad ve soyadımı birleştirerek kullansam mı, takma bir isim mi kullansam, yoksa ortaya karışık bir şeyler mi yapsam :) Bir kaç haftalık beyin fırtınası sonunda “Selçuk Hoca” öbeğinin hem beni iyi anlattığını, hem de güzel bir marka adı olduğuna karar verdim. (Bu adı seçmemde 657 kod adlı kanunun da etkisi yok değil :) Zaten ısrarla blog yazmadan gayenin biraz da insanlara bir şeyler öğretme olduğunu düşünen dinazorlardan biriyim.
Peki, niye hoca? Kişisel hayat görüşümün en büyük mimarlarından biri olan üstad Cemil Meriç bir başucu kitabı olan “Bu Ülke“de şöyle diyor.
“İrfan asaletini kaybetti. Hafızaya çakıl taşı gibi saplanan bilgi kırıntılarına yeni bir ad bulduk: kültür. Genç kuşaklar, Batı’nın bit pazarlarından ithal edilmiş bu hazır elbiselere küçümseyerek bakıyor. Hoca öğretmen oldu, talebe öğrenci. Öğretmen ne demek? Ne soğuk, ne haysiyetsiz, ne çirkin kelime. Hoca öğretmez, yetiştirir, aydınlatır, yaratır. Öğrenci ne demek? Talebe isteyendir; isteyen, arayan, susayan. ” Devamını Oku »
7 Aralık 2007
|
Kategori:
Günlük
|
Teknosa‘yı nasıl bilirsiniz? Türkiye’nin önde gelen teknoloji mağazaları zinciri. Bir anlamda teknoloji mağazacılığı kavramını geniş kitleler ile buluşturan bir marka. Gezmek için güzel fakat satın almak için ideal olmayan bir yer.
Benim kafamdaki Teknosa imajı da yukarıda yazdığım gibi. Nerde bir Teknosa görsem eğer zamanım varsa girer bakarım. Yeni neler çıkmış diye bir göz atarım. Ama satın alacak olduğum zaman Teknosa’yı tercih etmem. Çünkü Teknosa’daki fiyatların piyasa fiyatlarının üzerinde olduğunu ve sorunun sadece fiyatlar olmadığını bilirim.
Bunca ön yargıya rağmen bir tanıdığa diz üstü bilgisayar almak için Teknosa’ya gittik. Gitmeden piyasa araştırması yaptım tabii. Almak istediğimiz bilgisayar Acer’ın Aspire 5520 modeli idi. Aynı bilgisayar Hepsi Burada‘da da aynı fiyatla satılıyordu. Üstelik Teknosa’daki kombinasyonda 1024 yerine 2048 MB Ram vardı. Avantajı değerlendirelim, kargoya uğraşmayalım diye Teknosa’nın yolunu tuttuk. Birinci şubeye gittiğimizde bilgisayarı gördük. Görünüşü de güzeldi, beğendik. Satın almak istedik. Görevli bilgisayarı getirmek üzere gitti. Kısa bir süre sonra geri döndü. Bilgisayarı satmadıklarını söyledi. Biz tabii rafta duran, katalogda bulunan, bas bas promosyonu yapılan ürünü niye satın alamadığımızı merak ettik. Ürünün dün satıldığını fakat bugün aniden gelen bir e-mail ile satışının durduğu ve 31 Aralık’ta tekrar satışa sunulacağını söyledi. Bunun üzerine büyük bir hayal kırıklığı ile mağazadan ayrıldık. Devamını Oku »

Genel bir bakış açısı olarak yabancıların yaptığı ve başardığı güzel projelerin yerlileştirilmesini daha doğrusu bizden birileri tarafından benzerinin yapılmasını olumlu karşılıyorum. Aslında ilk bakışta taklit etmekten ziyade yeni fikirler üretmeliyiz düşüncesi aklıma geliyor. Fakat şunu da ortaya koymak lazım. Bazı lokal girişimler marka yönetimi iyi yapıldığı takdirde umulmadık başarılar elde ediyorlar. Örneğin Cola Turka ilk çıktığında dünya devleri Coca Cola ve Pepsi karşısında pek şansı olmadığını düşünüyorduk. Ama bugün geldiğimiz noktada pazarda ikinciliğini elde etmiş bulunuyor. Devamını Oku »
İnternet ve pazarlama son günlerde internetin yaygınlığının ve imkanlarının artmasıyla çok konuşulan konular haline geldi. İnternet yakın döneme kadar pazarlama ve reklamda yan bir mecra gibi düşünülürken artık geleneksel araçların (tv, radyo, basılı yayınlar) yanında yerini almaya başladı. Hatta bazı ürün ve hizmet kategorilerinde yer yer geleneksel araçların önüne geçtiği de görülmekte. Kısacası geldiğimiz bu noktada interneti göz ardı ederek pazarlama ve reklam faaliyetlerinde tam bir başarı yakalamak imkansız. Burda yapılması gereken bir an önce internete adapte olmak. Hatta bunun adaptenin de ötesinde bize yeni bir açılım getirmesi gerekiyor. Bazı firmalar ve kişiler bu açılımı çok iyi bir şekilde başarırken bazıları ise sınıfta kalıyor. Yapılan çalışmaların kullanıcıya yansıyan yüzü internet sitesi olduğu için ortada bir çok “kartvizit sitesi” görebiliyoruz.
Peki internette bir marka nasıl yaratılabilir ? Bu yazıda bu sorunun cevabını vermeye çalışan bir kitabı, “İnternet’te Marka Yaratmanın 11 Değişmez Kuralı”nı tanıtacağım. Kitap ülkemizde 2000 yılında Medicat Kitapları kapsamında İnci Berna Kalınyazgan çevirisiyle Kapital Medya tarafından basılmış. Kitap adından da anlaşılacağı üzre 11 başlık altında konuyu inceliyor. Devamını Oku »