Acısıyla tatlısıyla bir öğretim dönemini daha bitirdik. Bu dönem, yeni bir şehirde olmamız hasebiyle biraz daha hızlı geçti diyebilirim. Çevreyi tanıma, hangi durakta binip hangi durakta minibüsten ineceğini kestirme, Anteplice’ye alışma, kebabın günün her saatinde yenilebilecek bir yemek olduğu gibi ulvi hakikatleri kavrama derken bir dönem geçiverdi.
Aslında hayalimde Gaziantep’i biraz daha farklı canlandırmıştım. Hani doğunun Paris’i ifadesi vardır ya… Kafamda bu düşünce ile gelmiştim. Ama görev yaptığım okulun biraz daha gelir durumu düşük ve göç alan bir bölgede olması bana şehrin farklı yüzünü gösterdi. Gaziantep’in lüks sayılabilecek yerlerini de gördüm. Fakat şehre ısınamadığımı ifade etmek istiyorum. İkinci dönemin sonunda daha ayrıntılı bir inceleme yapmak istediğimden dolayı şehir izlenimlerini burada kesiyorum. Devamını Oku »

Etiket: 









