Bu sitenin takipçileri aynı adla (selcukhoca) Pilli Network sitelerinde yazılar yazdığımı sanırım biliyor. Hem bilmeyenler öğrensin, hem de orada yazdıklarımız da bir şekilde tekrar gündeme taşınsın diye bir kaç zamandır bir çözüm arıyordum. İlk önce yazıları RSS marifetiyle aynen siteye aktarmayı düşündüm. Fakat bu içeriğin tekrarı olacağından bana pek doğru gelmedi. Sonra Pilli Kutu aracılığı ile orda yazdığım yazıların başlıklarını siteye nakletmek geldi aklıma. Fakat bu haliyle Pilli Kutu pek ihtiyacıma cevap vermiyordu. Çünkü her sitenin yazılarını ayrı kutular halinde eklemem gerekecekti. Lafı fazla uzatmadan sadede geleyim. Ben de Pilli Kutu kodlarında bir kaç oynama yaparak yandaki kutuyu oluşturdum. Tab desteği de koyunca oldukça kullanışlı oldu. Ayrıca her tabın ayrı sayfaya sahip olması arama motorları açısından da artı bir güzellik oldu. Css ile fazla uğraşmadım ama bu sade haliyle de oldukça güzel diye düşünüyorum. Artık sağ taraftaki bölümden Pilli Network sitelerinde yazdığım son yazılara ulaşabilirsiniz.
Pili Network Yazılarım
Türk Blog Dünyasının Yan Sanayisi
Blog yani elektronik günlük tutma işi 2000’li yılların başında internet dünyasında başlamış bir salgın. Kaynağında çıktıktan birkaç sene sonra hemen bizde de bir yayılma ortamı buldu. Yanlış hatırlamıyorsam ilk blog yazılarımı yazdığımda blog dünyasında Türkçe hizmet veren bir servis yoktu. Bugün Google arama motoru kavramı ile nasıl özdeşleşmişse o günlerde Blogger da blog kavramı ile özdeşleşmişti. Daha sonra Blogcu gibi başta yadırganmış fakat daha sonra oldukça popüler olmuş servisler ortaya çıktı.
Yabancılar özellikle Amerikalılar yan sanayiye pek meraklı insanlardır. Ortaya bir ürün çıkardığınız zaman oluşan katma değerden pay almak ve bunu genişletmek için hemen yan sanayi harekete geçer. Örneğin tutulmuş bir film çektiğiniz zaman o film ile ilgili giyim eşyalarından oyuncağa, kitaba kadar bir dünya yan ürün pazarlarsınız. Blog kavramı çıkınca da bloglar ile ilgili yan servisler hemen oluştu. (Blog listeleri, blog arama motorları v.s.) Devamını Oku
Default Bağımlılığı
Her gün birçok bilgisayar programı kullanıyoruz. Üye olduğumuz birçok internet sitesine uğramadan edemiyoruz. Yıllarca evvel bir delinin ortaya attığı “sistemleri kişiselleştirilebilir yap, daha çok beğenileceksin” ilkesi mucibince bu kullandığımız programların veya bağımlısı olduğumuz sitelerin çoğunda yığınla kişiselleştirme opsiyonları var.
Ve zannımca milletçe biz bu kişiselleştirme olaylarının hastasıyız. Allah aşkına şu Msn illetine bizim kadar takla attıran, yan yatırıp çamura batıran var mıdır? Yok tema paketleri, yok smiley paketleri, envai çeşit görüntü resmi şaklabanlıkları, yazdığınızı okunmaz, meramınızı anlaşılmaz kılmakta bire bir ne kadar zevzeklik varsa hepsinin hastasıyız. Sadece Msn ile de bitmiyor ki çoğumuzun işletim sistemi bin bir çeşit görsel modifiye ile dolu. En ufak bir program olsa hemen skin desteği var mı, renkleri değişiyor mu, şurasına şunu yazabiliyor muyuz diye geçiriyoruz içimizden. Devamını Oku
Selçuk Hoca Kazana Düştü!
Efendim gün geçmiyor ki Türk blog camiasında yenilikler olmasın, yeni bir site, yeni bir komünite açılmasın. Tabii kaliteli içeriğe katkıda bulundukları için hepsine teşekkür etmek gerekiyor.
Bu komünitelerin sonuncusu da Blog Kazanı. Geçtiğimiz günlerde önce Nahnu Bey‘den , sonra Bildirgeç‘teki tartışmalı bildiriden kazanın kaynamaya başladığını öğrendik. Yukarıda da değindiğim gibi daha önce de farklı şekillerde blogları bir araya toplayan projeler yapılmıştı. Blog Kazanı bunlar içinde farklı ve özel bir yere sahip olacak sanırım.
Kazan kaynamaya başlar başlamaz bizde içine düşmüşüz meğerse. Gerçi pek iyi bir şekilde düşmedik ama olsun hatamızı görüp düzelltik o da iyi oldu. Evet biz sırayı savdık. Bakalım başka kimler kazana düşecek :)
İşte geldim burdayım !
Yeni evimize hoşgeldiniz… Tüm hayatım boyunca ordan oraya taşındığım yetmiyormuş gibi bir de sanal alemde taşınmaya başladım. Yıllar önce Geocities ile başlayan kişisel site (blog) yolculuğumuz, önce Blogger durağına, daha sonra da rahmetli Asppress‘in geliştirdiği ACS Bloga, daha sonradan da şu anda bulunduğunuz blog yazılımlarının sultanı WordPress‘e kadar uzanıyor. Aslında çok çok önce vermemiz gereken bir kararı, nice yiğitlerin dimağlarını yıllardır herc ü merc eden, rüyalara giren, ahiret suali adayı ASP mi PHP mi sorunsalı yüzünden ancak verebildik.
Netekim Niçin PHP?
Efendim şimdi biz hidayete erdik, azm ü cezmü kasteyledik, bundan tezi yok açık kaynağa destek veriyoruz felan filan hikayesine tabii ki girmeyeceğim. Windows, Office, MSN ve envai çeşit Microsoft ürününü aşk-ı şevk ile çatır çatır kullan sonrada açık kaynak hikayesi oku buna aklı selim olan kimse inanmaz. Tabii ki öncelikli sebebim PHP ile yazılmış bir dünya dillere destan, şekerden daha şeker CMS (Content Management System/İçerik Yönetim Sistemi) bulunması. Sonuç olarak ucundan azcık ASP bilsek de bir Ferruh Mavituna değiliz ki kafamızın attığı yerde kendi göbeğimizi kendimiz keselim. Bundan sonra gelen sebebim ise hiç bir insan mamulü yazılımla kuramadığım cezbedici, vahşi kesişmeyi Anadolu Parsı Pardus ile kurmuş olmam. Aslında kendisiyle de henüz “mülaki” olamadık ama bu bahara, olmadı yaza mutlaka vuslatı arzulamaktayız. Hani çocuklar kitap okumaya romanla başlarlar, bilgisayarın bünyeye ilk ciddi dahili oyunlarla olur ya biz de Linux’lu, PHP’li açık kaynak dünyaya WordPress ile dalmış oluyoruz. Devamını Oku
Şimdi Değişim Zamanı
Bir süredir site altyapısında değişiklik yapmayı düşünüyordum. Aslında başta sadece bir kaç css ve grafik değişimi olacaktı ama şu an bu kadarının yeterli olmadığını düşünüyorum. İlk olarak teknik alt yapıyı yani programlama dilini değiştiriyoruz. Nihayet ASP’den PHP’ye geçiş yapıyorum. Tabii dil PHP olunca blog yazılımı olarak akla hemen WordPress geliyor. Evet blog altyapısı olarak da WordPress’e geçiyoruz. Çünkü ASP ile yazılmış bu basit yazılım artık hantal ve yetersiz kalıyor. Gerçi siteyi Google’da indexlettirip Page Rankı ikiye yükselttikten sonra bu pek akıl karı durmuyor ama olsun. Page Rank dediğin nedir ki :) Devamını Oku
Spam Yorumlar
Son bir kaç gündür siteye girenler sanırım abuk sabuk ingilizce yorumlarla karşılaşmışlardır. Sitenin yazılara yorum yapılmasını sağlayan kodları muhtemelen bir takım spam (istenmeyen elektronik girdi) robotları tarafından suistimal ediliyordu. Aslında ilk yorumdan sonra olayı farkettim ama acaba nasıl bir sistem çalıştırıyorlar diye anlamak için bir kaç gün bekledim. Yorumlar bir takım sakıncalı linkler içerince mecburen basit bir önlem almak zorunda kaldım. Tabii daha sert önlemler alınabilir ama robotlara karşı atak şansı vermek için basit bir önlemle yetindim. Böylece adım adım sistemlerini keşfetmiş olacağım.
Bu yorumlardan dolayı site ziyaretçilerinden özür diliyorum. Artık yorum yapabilmek için rastgele üretilen bir güvenlik kodunu girmeniz gerekecek. Robotlarla ilgili ilk keşfim sanırım robotun sitemin çalışma tarzını anlayabilmek için test iletisi gönderdiği oldu.
Hamiş: Resimdeki ingilizce yazıyı bilerek yazdım. Düşmanın anladığı dilden konuşuyoruz :)