Açıkçası bilmiyorum bu sorunun cevabını. Bu benim için bahanesi çok fakat cevabı yok bir soru. Yazmak istemiyor muyum? Hayır. Yazmak istiyorum. Hem de delicesine yazmak istiyorum. Ama olmuyor. Sadece yazdığın zaman boşalabilen, yarım bırakılmış, buruşturulup bir kenara atılmış müsveddelerin doldurduğu bir havuzda boğulmayı kim ister ki?
Hayatta en imrendiğim şeylerden biri her gün yazı yazmayı başarabilen insanlar. Bu çılgın yazı disiplini yaratıcının sonsuz şükre şayan bir lütfu olmalı bu insanlara.
Yazacaklarını başkaları yazdığı için yıkılan, üzülen bir ruh hastalıklı değil midir? Evet hastalıklıdır. Ama bu hastalık sufli bir benlik ifrazatının ötesinde yazmaya dair aşkın bünyede meydana getirdiği bir meczupluktur. Nasıl o sadece senin olmalı ise o kelimelerde sadece senin yazında birbirleriyle meşk etmelidir! Devamını Oku »

Dün bir grup blog yazarı ile birlikte Microsoft Türkiye‘nin konuğuyduk. Microsoft Türkiye’nin yeni üssünde bizi güzel bir şekilde ağırladılar. Kısa notlar halinde izlenimlerimi aktarmak istiyorum.
Microsoft Türkiye’nin yeni binası Levent’te. Gayrettepe metro istasyonundan veya Zincirlikuyu metrobüs istasyonundan yürüyerek bile ulaşılabilir. Yeni bina teknoloji üssünü andırıyor. Alışılmış ofis tasarımlarından farklı yönleri var. Çalışanların rahatlığı için birçok şey düşünülmüş. Tabii Google’ın efsanevi ofisi kadar yok ama yeni nesil ofis dizaynlarına güzel bir örnek. Muhtemelen akıllı bina mantalitesi ile inşa edilmiş. Kapılar, asansörler bile kartla çalışıyor o derece :) Bu arada ilginç bir detay yakında binadaki klasik telefonların hepsi kaldırılacakmış. Devamını Oku »

Buradaki yazıda 2009′un blogların yılı olacağına dair bir öngörüde bulunmuştum. Sanırım bu öngörüm tutacak. Zira birbiri ardına bloglar ve blog yazarları hakkında güzel haberler alıyoruz.
Çin Günlüğü TV
Çin ve blog kelimeleri yan yana gelince aklımıza kim geliyor? Tabii ki Yavuz Selim Şen ve Çin Günlüğü :) Gerçi Türkçe bilmeyen Google’ın aklına sevgili dostum İdris Cin geliyor ama olsun. (Bu arada hazır laf açılmışken İdris’in yenilenmiş, güzelleşmiş blogunu listenize eklemeyi unutmayın derim. ) Devamını Oku »

Gazetelerin “Blog, web ve log kelimelerinin birleşmesinden oluşan weblog kelimesinin değişmiş halidir” diye başlayan tanımlamalarla blogu anlatmaya çalışmasının üzerinden seneler geçti. Blog sahibi olanların sayısı yüz binleri aştı. Uzun zaman yazıp bıkanlar, bırakanlar eski tabirle tekaüde ayrılanlar bile oldu. Bugün blog başladığı noktadan çok farklı bir yerde. Doğal olarak blog yazarının serencamı da değişti.
Her geçen gün blog yazıları ile tanıdığımız kişilerin yeni işlerini, yeni atılımları öğreniyor ve onlar adına seviniyoruz. Son dönemde bu anlamda blog yazarları arasında bir dergi çıkarma âdetinin başladığını gözlemliyorum. Bu yazıda bu güzel işleri tanıtalım istedim. Devamını Oku »
Meraklılarının bileceği gibi bloglar üzerine bir çalışma yapıyordum. Bu çalışma kapsamında memleketin eski blog yazarları ile konuşmak istedim. Aklıma Pilli‘den Hasan Yalçınkaya ile röportaj yapmak geldi. Aslında röportaj çok önceden yayınlanacaktı ama bazı aksaklıklar yüzünden ancak bugün kısmet oldu. (Açık konuşmak gerekirse biraz o salladı, biraz ben salladım :) Hasan Yalçınkaya’ya röportaj teklifimi kabul etme nezaketini gösterdiği için teşekkür ediyorum. Koyu yazılmış satırlar benim repliklerimdir. Şunu da hatırlatmam lazım. Röportajda bahsi geçen birçok site artık yayında olmadığından link verilmemiştir.
Fotoğraf: Burak Büyükdemir
Devamını Oku »
Bugünlerde birçok platformda blog yazarlarının yazdıkları yazılara yeterince yorum gelmemesinden dolayı yakındıklarını okuyorum. Şahsen aman okuyucu benim yazıma daha fazla yorum yapsın, her yazı bir sürü yorum alsın gibi bir düşüncem yok. Tabii sahne sanatçılarının alkışlardan duyduğu hazzı blog yazarları da yazılara gelen yorumlardan duyuyorlar. Yazdıklarının kamuoyunda yankı bulması blog yazarını memnun ediyor, boşa çaba göstermedikleri hissini veriyor.
Bu yazıda önce Türk blog camiasında yazıların neden az yorum aldığından ve daha fazla yorum alabilmek için neler yapılabileceğinden bahsedeceğim. Devamını Oku »
Bloglar şüphesiz internet dünyasının parlayan yıldızları. Ülkemizde de hem blogların sayısı, hem de blog okuyan kişilerin sayısı hızla artıyor.
Blog yazarlarının en çok ilgi duyduğu konulardan biri de “Nasıl daha fazla okunurum?” meselesi. Soru bu olunca en popüler cevap da arama motoru optimizasyonu yani Google’a oynamak oluyor. Bazı blog yazarları gerçekten bu işi başarıyla yapıyorlar. Akıllıca seo taktikleri sayesinde önemli ziyaretçi rakamlarına ulaşıyorlar.
Peki, iş burada bitiyor mu? Hayır, iş burada bitmiyor. Ziyaretçilerin artması aynı zamanda sorumluluğun da artması anlamına geliyor. Bu sorumluluk sosyal mesaj içerikli bazı mimleri yaymakla üstesinden gelinecek bir sorumluluk değil. Esas sorumluk doğru içerik üretmekten geçiyor. Çünkü özellikle internetle yeni tanışmakta olan birçok kişi internette bulduğu her bilginin doğru olduğuna inanıyor. Eğer siz ziyaretçilerinize yanlış bilgi verirseniz bunun bir takım sorunlar oluşturacağı da muhakkaktır. Devamını Oku »