May
25

Bakkal Musa Macerası

Kategori Günlük | Etiket: , ,

BakkalEvvelki gün dost sohbetlerinde mütemadiyen bahsettiğim şu bizim meşhur bahçede ikindi oturmasındaydık. Bendeniz mesai saatinin nihayetinde, bedenin tavını bulamamış hamur gibi kendini saldığı, buna mukabil zihnin dört patlarlı dizel motor gibi çalışıp bir başka letafet üzre olduğu o demlerde mutada inkıyat ile bahçedeki envai çeşit nebatata -kah güle, kah havuzun köşesindeki leylaklara, kah zerzevat takımına- su aşkederken bizim ufaklıklar arz-ı endam ettiler. Aslı itibariyle nebatat kısmı, insanlardan daha duygulu ve ziyadesiyle alıngan mevcudatlardır. Siz hangi halet-i ruhiye ile yanlarına giderseniz gidin onlar divan edebiyatının salınıp, gerdan kırıp, işve yapan güzelleri gibi size mukabele ederler. Mamafih siz onların bu işve ve cilvelerine karşılık verip, onları okşayıp sevmezseniz birde üstüne üstelik bununla yetinmeyip onları bir insan evladı için bile olsa başka bir şeye tercih ederseniz, ertesi gün ne kadar aşk ve şevk ile huzura çıkarsanız çıkın size eski parlaklıklarını anımsatacak kadar bile güzel gözükmezler. Hatta o cennet-asa kokularını bedbaht bir sabah rüzgârın eline verip sizden kaçırmaya azm ü cezm ü kast eylerler. Neyse lafı fazla uzatmayayım bizim ufaklıklar fakirhaneye buyurunca bende ev sahibi adabı mucibince yukarıda bahsettiğim her türlü rizikoya rağmen bunları içeri buyur ettim. Tabiatıyla mekan bir asma altı, mevsim ilkbahar, vakit ikindi olunca bir de yanında ince belli bardakta has bir Rize Turist çayı demlemesine eşlik eden, -beni benden alıp yarım dünya bir adem olmamın baş müsebbibi olan- anamın ıspanaklı böreği olunca muhabbetin ve dedikodunun keyfine diyecek olmaz. Efendim dedikodu dediğimiz şey Fuzuli merhumun “başını taştan taşa urur avare su” deyu tesmiye ettiği, Afrika Maymunu gibi daldan dala atlayan kontrolü gayri kabili rucü olan bir melanet olduğundan laf dönüp dolaşıp bizim Bakkal Musa’ya geldi. Devamını Oku »