Bir Blog Servisi Nasıl Olmalı?

12 Mart 2008  |  Kategori: Blog Dünyası, Servisler

click.jpgYaklaşık 2,5 senedir blog okur yazarıyım. Türk blog camiasındaki 2005 patlamasından bu yana mümkün olduğunca blogları takip etmeye ve kendi blogumda yazmaya çalışıyorum. Bu süre içinde birçok blog yazarı tanıdım. Birçok blog servisinin doğuşuna, bazılarının da çöküşüne şahit oldum.

Bu yazıda önceki tecrübelerimden faydalanarak bir blog servisi nasıl olmalı sorusuna yanıtlar aramaya çalışacağım. Son zamanlarda yaptığım gibi yazıyı maddeler halinde yazmayı daha uygun buluyorum. Yazması ve okuması kolay oluyor.

1. Servisin neler yapacağını ve neler yapmayacağını, hedeflerinizi yani iş fikrinizi mutlaka bir kâğıda dökün. Proje küçük bir proje olsa bile yarın işverenler önünde bir sunum yapacakmış gibi projenizi anlatan bir iş planınız olsun. Projeye başlamadan önce en azında 6 ay içerisinde nereye geleceğinizi planlamış olun.  Bu plan dâhilinde yol haritanızı çıkarın. Böylece belirli aralıklarla kendinizi değerlendirme fırsatı elde etmiş olursunuz.

Projenizi temellendirirken başkalarının ne yaptığına bir göz atın. Amerika’ya tekrar keşfetmek yerine hazır verilere dayanarak daha iyi bir temellendirme yapabilirsiniz. Burada Türk blog dünyasındaki bazı servisleri listelemiştim. Bu servislerin on katı kadar diğer dillerde yayın yapan servislerde var. Onlara bakmayı da ihmal etmeyin.

2. Servis işi para işidir. Hiç boşuna romantizm yapmayalım. İnternette bir servis kurmak onu sorunsuzca ayakta tutmak belirli bir maliyet gerektiriyor. Bakkal hesabı yapmaya da kalkışmayın. Alırım Dreamhost‘tan bir paket, çakarım AdSense‘yi siteye bakarım keyfime devirleri çoktan geride kaldı. Eğer ciddi bir proje istiyorsanız bu işin ayrılmış bir bütçeye ihtiyaç duyacaksınız demektir. Sadece barındırma (hosting) maliyeti karşınıza çıkmayacak. Yeri geldiğinde reklâm gerekecek, bir ekip kurduysanız onlara ödeme yapmanız gerekecek hiç olmazsa ekibe arada bir pizza falan ısmarlayacaksınız :) Doğru bir maliyet analizi yapmazsanız ya ay sonuna doğru Bandlimit duasına çıkarsınız ya da birer ikişer dökülen ekibinize “Sende mi Brütüs” demeye başlarsınız.

En iyisi işe başlamadan diğer blog servislerinin ilgililerine bir başvurun. Maliyetler hakkında bir bilgi alın. Piyasa araştırması yapın. Aslında bu işe profesyonel olarak baktığımızda en iyi yol ufak çaplı bir şirket kurup kendinize bir melek yatırımcı bulmanızdır. Fakat Türkiye örneğinde bu şimdilik biraz zor gözüküyor.

3. Servis işi ekip işidir. Eğer bir şekilde kaliteli ve profesyonel bir iş yapmak istiyorsanız mutlaka sağlam bir ekibiniz olmalıdır. “Ben bu piyasaya yıllarını vermiş bir adamım, günde 12 saat nette takılabilirim, canavar gibiyim ne iş olsa yaparım” yaklaşımı size baştan kaybettirir. Çünkü geleceğin hayatımıza neler getireceğini bilemeyiz. Eğer servis tek kişiye endeksli olursa birçok problem oluşur. Bir kere heyecanınızın tükendiği yerde servisin de işi biter. Kişisel yaşamınızdaki bütün olumsuzluklar servise yansır. Aynı şekilde servisteki olumsuzluklarda kişisel hayatınıza yansır.  Sonuçta servisinizin ister ücretli isterse ücretsiz olsun kullanıcılarınız daima sizden hizmet bekleyecektir. Yerine göre sizi ve yaptıklarınızı acımasızca eleştireceklerdir. Hatta abartıp küfür edenler bile çıkacaktır. Bütün bunlara tek başınıza göğüs gererek saçlarınızın bir kısmını kaybetmektense işin başında sağlam bir ekip kurun iyi günde kötü günde beraber olun. Bu anlattıklarım sizi kesmediyse ve hala inat ediyorsanız “300 Spartalı” filmini şiddetle tavsiye ederim :)

Ekip kurmak kadar ekibi seçmek de önemlidir. (bkz. Görevimiz Tehlike) İnternet üzerinde iş yapacağınıza göre bir tasarımcı ve bir programcı şart. Tasarımcı ve programcının ayrı kişiler olması büyük bir avantaj olur. Hasan Yalçın bir yazısında şöyle yazmıştı. “Büyük istisnalar hariç, eğer ilahi bir yeteneği yoksa iyi bir programcı veya yazılımcıdan aynı derecede iyi bir tasarımcı olması çok mümkün değil.” Bu görüşe katılıyorum. Ama eğer dar bütçeli bir projede çalışıyorsanız mecburen bunlar tek kişi olacak. Bunların haricinde mutlaka sisteminizi test edecek size acı hakikatleri çekinmeden söyleyebilecek “tester” tabir edilen sisteminizi deneyecek kişilere ihtiyaç olacaktır. 1 tasarımcı, 1 programcı, 2 test kullanıcısı ve bir de siz. İşte harika bir ekip. Biraz yemek tarifi gibi oldu :)

Türk blog küresinde malesef birçok servis bu ilkeyi yeterince iyi uygulayamadıkları için ya kepenk indirdi, ya da gelmesi gereken yerlere bir türlü gelemedi.

4. Buraya kadar genel olarak bir internet servisinin nasıl olması gerektiğine dair bir şeyler söylemeye çalıştım. Biraz da konuyu blog servisi özeline indirgeyelim. Türkiye’de blog servisi açtığımıza göre Türk blog yazarlarını ve blog okuyucularını iyi tanımamız gerekiyor.

Gerçi yavaş yavaş değişmeye başladı ama şunu genel bir ilke olarak ortaya koyabiliriz. Türk blog küresinde blog okuyucularının büyük çoğunluğu aynı zamanda blog yazarıdır.  Kitlemizin genişliği hakkında kesin bir rakam veremiyoruz. Bu konuda yapılmış bir araştırma sanırım yok. Ama kabaca bir hesap yapabiliriz. Bugün en büyük blog platformu Blograzzi‘de kayıtlı 6500 civarında blog var. Bunların 500 tanesini bir kişinin yazdığı birden çok blog olduğunu göz önüne alarak elersek geriye 6000 kalıyor. Düz hesap olması bakımından Blograzzi’ye kayıtlı olmayan blog sayısını da temiz 4000 olarak ele alırsak eder 10.000 kişi. Yani sadece blog yazan (ki aynı zamanda okuyan) 10.000 kişi var. Bunun iki katı kadar bir sayıyı yazmayıp okuyanlar olarak ele alırsak 30.000 rakamına ulaşıyoruz. Bu çıkarttığımız rakamı blogcu.com’un 70.000 üzerinde üyesi olduğuna bakarak düzenlersek nerden baksanız şu veya bu şekilde blog ile ilgilenen 50.000 kişi karşımıza çıkıyor. Bu rakam son derece kafadan atma bir yöntemle hesaplandığı için tutma ihtimali oldukça zayıf ama bir fikir veriyor.

Yabancılardaki blog alışkanlıkları ile bizdeki blog alışkanlıkları arasında fark olduğuna inanıyorum. Bizim kendimize has acayip huylarımız var. Mesela günde sitesine 20-30 kişi giren blog yazarı bile siteye Adsense koyup para kazanabilmeyi umuyor. Hatta kimse reklâmlara tıklamıyor diye kızıyor :) Kaynak göstermenin bir gereklilik olduğu hala anlaşılmış değil. Yazı yazmak ile Msn’de yazışmak arasında fark görmeyenler çok. İmla ve noktalama katilleri ortalıkta kol geziyor. Yazabileceği bir dünya konu varken hep aynı benzer konuları işlemekte sakınca görmüyoruz. Haber vermeyi daha doğrusu bir kaynakta verilen haberi papağan gibi tekrar etmeyi çok seviyoruz. Mesela Wordpress güncellendiği hafta veya Firefox, Google, Microsoft ile ilgili gelişmeler olduğu hafta canım blog okumak istemiyor. Çünkü 50 sitede birden Wordpress güncellendi yazısı görmek epey sinir bozucu. Halen ihtisas blogları çok az. Ben de dâhil olmak üzere düzenli yazma alışkanlığı yerleşmedi…

Genel bir değerlendirme yapacak olursak blog kitlesini gerçek blog yazarları ve kendini blog yazarı zannedenler olarak kabaca ikiye ayırabiliriz. İşin bize bakan yönü ise bir blog servisinin bu iki kitleyi birden ele almak zorunda olması. İdeal blog servisi Youtube gibi olmalı herkese hitap edebilmeli. Tabii burada herkese hitap edebilmeli derken popülistliği kastetmiyorum. Sistem yapı ve anlayış olarak ortada durup her iki kitleden rağbet görmelidir. Aslında temel sistemin misyonu ikinci kategoridekileri birinci kategoriye çekmek olmalıdır. Peki, bu nasıl olacak? Cümle içinde kullanalım ki okuduğumuzu anlayalım :) Mesela RSS konusunu ele alalım. Servisimiz birinci kategorideki kitle için rss unsurlarını sisteminde aktif bir biçimde kullanmalı, ikinci kategoridekileri de rss ile ilgili eğlenceli dokümanlar oluşturarak rss kullanmaya teşvik etmelidir. Örnekler bu minval üzere çoğaltılabilir

5. Servisi yönetecek kişiler Türk blog dünyasını yakından tanımalıdır. Türk blog dünyasında bir takım dinamikler var. Mesela popüler blog yazarları kimler, kim kiminle ezeli rekabet (?) içinde, hangi servisler daha çok tutuluyor, hangi konularda daha çok yazılıyor, hangi yazarın yazıları daha çok çalınıyor :) kısacası bu “piyasada” hangi taşın altından ne çıkacağını bilmek gerekiyor.

Bunu bilmek bize ne kazandıracak? Bunu bilmek servisin gidişatını yönlendirme adına önemli veriler kazandıracak. Örnek vermek gerekirse eğer bir servis (adları çok gizli bir belgede yazılı) popüler 50 blog yazarının olurunu almazsa ayakta durması hedeflerini gerçekleştirmesi epey zordur. (Israr etmeyin listeyi açıklayamam :)

Şaka bir yana eğer Türk blog dünyasının dinamiklerini iyi tahlil edemezseniz işiniz oldukça zor.

6. Bu noktaya kadar şunları yaptık: Projemizi kâğıda döktük, finansman sağladık, ekibi oluşturduk ve ekip çalışmaya başladı. Sıra geldi test sürecine. Web 2.0 gelenekleri çerçevesinde beta kavramının anlamı biraz değişmeye başladı. Eskiden kısıtlı bir kitle tarafından test edilen sistemler şimdi daha geniş kitleler tarafından test edilir hale geldi. Sonuçta bu işi yapan firmalar büyük kaynakları olan, birçok kişi çalıştıran firmalar. İlk başta onlarla yarışmaya kalkmayın. Bence Türkiye ekseninde yeni açılacak servislerin önce kısıtlı bir kitle tarafından test edilmesi oldukça önemli.

Konu blog olduğuna göre güvendiğiniz 15 - 20 blog yazarından sisteminizi test etmesini rica edin. Özel hesaplar oluşturup bu kişileri sisteminizi kullanmaya teşvik edin. Blog camiamız yeni projelere bayılır. Yardım etmek isteyen birçok kişi olacaktır. Hem bu sayede ekibinizin sayısını da arttırmış olacaksınız :)

Bu ilk beta grubunun size inanılmaz faydaları olacaktır. Sistemdeki birçok hatanın bu şekilde görülüp halledildiğini fark edeceksiniz. Test sürüşü bittiğinde beta kullanıcılara teşekkür eden bir yazı yazmayı unutmayın :)

7. Projenizin geliştirme blogunu mutlaka açın. Birçok servisin arka plandaki işlemleri anlatan blogu var. Bu blogun size dolaylı ve dolaysız birçok faydası olacaktır. Öncelikle insanlar geliştirme blogunu takip ettiklerinde ekibin var gücüyle çalıştığına inanacak ve güven duygusu telkin edilecektir. Daha sonra geniş kitlelerin işlemler hakkındaki yorumlarını ve eleştirileri ilk elden almış olacaksınız. Zaten blog servisi veripte blog tutmamak racona ters olur :)

Blogun diğer web sitelerine göre tutulmasının en önemli sebeplerinden biri de okuyucunun yazarla direkt iletişime geçebilmesidir. Bir köşe yazarı kendisine gönderilen çoğu mektubu yanıtlamaz. Bundan dolayı erişilmez bir yerde yani fildişi kulesinde oturuyordur. Fakat bir blog yazarı yorumlara ve kendisine gönderilen iletilere cevap verir. Bu yüzden samimi ve güvenilirdir. Servisinize ait bir blog açmanız sizi de erişilmezlikten kurtaracak birinci elden, hedefi tam on ikiden vuran bir pazarlama yapmış olacaksınız.

8. Müşteri memnuniyetini ilke edinin. Müşteri memnuniyetini konuşmamız için ille de bir ürün satmanız gerekmez. Sunduğunuz servis yani hizmette bir nevi maldır. Ve insanların bu malı edindiklerindeki izlenimleri önemlidir. Bir servisin yapacağını en ölümcül hata gelen olumlu /olumsuz geri dönüşlere cevap vermemesidir. Bugün sıkıntı içerisinde olan birçok servisin bu iletişimi sağlayamadığını görüyoruz.

Üniversite yıllarında bir dönem Yemek Sepeti‘nde çalışmıştım. Yemek Sepeti bugün Türkiye’nin önde gelen internet servislerinden birisidir. Fakat hiç dikkat ettiniz mi bir kaç ufak nokta haricinde Yemek Sepeti’nin ana sayfası, tasarımı, teknolojik alt yapısı hiç değişmemiştir. Hatta çoktan terkedilmiş olan çerçeveli, (frame) tablolu bir tasarım kullanıyorlar. Peki, bunca eksiye rağmen niye hala Yemek Sepeti bir numara? Cevap çok açık müşteri memnuniyeti temel prensip de o yüzden. Yemek Sepeti hizmetinde bir sorun olduğu zaman hemen sorununuzla ilgilenilir. Restoran bu konuda uyarılır. Siparişiniz çok gecikmişse yani bir şekilde biraz mağdur olduysanız bu mağduriyet gerek güler yüzle, gerek siparişin yanında gönderilen ücretsiz bir tatlıyla hemen halledilir. Bu şekilde binlerce müşteriyi kendinize bağlar hatta köle yapabilirsiniz :)

Sonuç olarak demek istediğim servisinizin insanların aklından çıkıp kalbine yerleşmesi için müşteri memnuniyeti altın anahtardır. Bugün hepimizin aklında yüzlerce internet servisi var. Fakat bunların bazıları kalbimizde ve sık kullanılanlar listesinde.

9. Buraya kadar kısmı tekrar özetleyelim. Projemizi çizdik, finansmanı ayarladık, ekibi oluşturduk, blog dünyasını iyi bir elden geçirdik, ihtiyaçları, alışkanlıkları tespit ettik, sistemi kurduk, test süreci başladı ve bitti, müşteri geri dönüşlerine değer veriyor ve bunları kullanıyoruz.

Bundan sonrası biraz sabıra dayanıyor. Çünkü bir projenin yerleşmesi gerekli tabanı oluşturması biraz zaman işi. Tabii aşamalarda göstereceğiniz hassasiyet bu sürecin uzayıp kısalmasına direk etki edecektir. Ne zaman başarıya ulaşırız sorusunun tam bir cevabı yok. Başarıya ulaşıp ulaşmadığı ayrı bir konu ama kullanıcı veritabanı açısından örnek aldığımız Blograzzi’nin serüvenine bakalım. Burada Bildirgeç’te Blograzzi’nin açılışını duyurduğumda tarihler 04 Haziran 2007′yi gösteriyordu. Eğer Blograzzi’yi başarılı veya kısmen başarılı olarak kabul edersek bu süreç aşağı yukarı 8-9 ay gibi bir zaman almış. Dünya üzerindeki diğer web 2.0 servislerinin gelişim süreçlerini de göz önüne alırsak eğer iyi bir projeniz varsa yaklaşık 6–7 ayda önemli aşamalar kaydediyorsunuz. Ve eğer projeniz bir yılı devirdiğinde elinize kayda değer bir şey yoksa bir yerde hata yapıyorsunuz demektir. Hemen kepenkleri indirmeyin ama sisteminizi ciddi bir biçimde sorgulamaya başlayın.

10. Bu yazıyı Yeşilvadi platformunu tekrar hayata döndürmeye çalışan Levent’in projenin geliştirme blogundaki yazıya cevap olması açısından yazmıştım. Bu yazı soruya tam olarak cevap vermedi ama bazı noktalardaki görüşlerimi açıkladığına inanıyorum. Levent aynı yazıda Bir blog servisi nasıl olsa tam olarak işinize yarardı? Sorusunun bloglar arasında dolaşan mimin oldukça faydalı olacağını da yazmıştı. Onun isteğine uyarak bu konuda bir mim dalgası başlatmak istiyorum. Mimin konusu yukarıda belirttiğim gibi “Bir blog servisi nasıl olsa tam olarak işinize yarardı?” pasladığım bloglar ise şöyle:  A. Selim TuncerBeynBlogcu BloguCisday, DMRY, eburhan, Fatih Hayrioğlu, Ferruh Mavituna, Hasan Yalçın, h-yaman, Livetr, Nahnu, Sesebian, Sunipeyk, t-infection, Tekmetokat, Uyuyang, Yakuter, Webrazzi, Wolkanca

Mim Notu: Bu kadar kalabalık bir liste mim adabına pek uymuyor ama bu işlerde acemiyiz :) Blog listesi alfabetiktir.



Bu yazıya 10 yorum yapılmış

  1. www.tusul.com  |  12 Mart 2008 @ 17:09 #

    Bir Blog Servisi Nasıl Olmalı?…

    Bir blog servisinin nasıl kurulması gerektiğini adım adım anlatan bir yazı…

    www.tusul.com - Gravatar
  2. webiket.net  |  12 Mart 2008 @ 17:12 #

    Bir Blog Servisi Nasıl Olmalı?…

    Bir blog servisinin nasıl kurulması gerektiğini adım adım anlatan bir yazı…

    webiket.net - Gravatar
  3. oyyla.com  |  12 Mart 2008 @ 17:14 #

    Bir Blog Servisi Nasıl Olmalı?…

    Bir blog servisinin nasıl kurulması gerektiğini adım adım anlatan bir yazı…

    oyyla.com - Gravatar
  4. henster  |  13 Mart 2008 @ 13:49 #

    Gerçekten güzel bir yazı olmuş ellerine sağlık.. Bakalım bu yazıyı kaç kişi çalacak.. (:
    özellikle 4. madde çok yerinde olmuş. Piyasaya bir konu düşer, 40 blogcu eveler geveler tekrar piyasaya sürer..

    henster - Gravatar
  5. Levent  |  14 Mart 2008 @ 04:14 #

    Blog örneğinden yola çıkarak “bir internet projesi nasıl olmalıdır” sorusuna cevap veren nitelikli bir yazı olmuş, büyük bir keyifle okudum. Size yakışır bir yazıydı :)

    Şahsım adıma konuşmam gerekirse buradaki bazı önemli kriterlere uygun bir iş yapmıyorum şuan, Allah sonumu hayır etsin ne diyeyim :)

    Levent - Gravatar
  6. wolkanca  |  14 Mart 2008 @ 08:05 #

    biz geçen yemeksepetinden yemek söyledik, 1 saat de gelmedi :D beşiktaşta ofisteydik. telefon açtı arkadaşım dedi; artık getirmeyin getirirseni paranızı vermem, ilk senler cepten yiyorlarmış sonra şimdilerde çok sıfırlı dolardan bahsediliyor o firmada, ama benim dün böyle bir tecrübem oldu yemeksepetinde.

    yeşilvadi yi biliyorum, aslında fena fikir değildi fakat, bu işler bilirsiniz ilk zamanlar cepten yemelisiniz, oldukça meşakkatli, hatta sokakta yatıp aç kalabilirsiniz, ama devam ettiğinizde inanarak devam ettiğinizde başarı kaçınılmaz.
    yazarım bu konuda ben müsait olunca.
    teşekkürler mim için.
    bu alfebede hep sona kalıyorum (:

    wolkanca - Gravatar
  7. Kadınlar ve Erkekler Blog Camiasında Neler Yapıyor? | Uyuyang  |  16 Mart 2008 @ 18:24 #

    [...] son olarak bir süre önce gelen “bir blog servisi nasıl olmalı?” konulu  mim bir süre sonra yapılacak olan inceleme ve araştırma sonucu gündeme getirilecektir. [...]

    Kadınlar ve Erkekler Blog Camiasında Neler Yapıyor? | Uyuyang - Gravatar
  8. sohbet  |  10 Haziran 2008 @ 23:51 #

    sağol hocam bilgiler için. tşk

    sohbet - Gravatar
  9. yakup  |  19 Haziran 2008 @ 14:39 #

    hocam benim sitem google sıralamasında üst sıralarda degil bunun nedeni nedir bana yardımcı olursan sevinirim.

    yakup - Gravatar
  10. On Bağlantı #20 » Beyn  |  24 Haziran 2008 @ 10:36 #

    [...] Bağlantı #206: Selçuk Koyuncu’dan 10 maddelik, kocaman bir yazı: Bir Blog Servisi Nasıl Olmalı? Ayrıntılarıyla blog servislerinin öyle ufacık yatırımlarla yapılmayacağını, tek kişiden oluşamayacağını, blog yazarlarının genel profilinden haberdar olunması gerektiğini falan bir bir anlatıyor. [...]

    On Bağlantı #20 » Beyn - Gravatar

Yorum yapın

XHTML: Bu kodlar kullanılabilir: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>