Hikâye malum. Adam vaktiyle oğluna “Senden adam olmaz ” diye sitemde bulunur. Zaman geçer oğul kaymakam olur. Oğul kaymakam olmuştur ama halkı zulmüyle inletmektedir. Bir gün “İşte bak …” diyerek gururla babasının karşısına dikilir. Yaşlı adam durumdan hoşnutsuzluğunu “Ben sana kaymakam olamazsın demedim, adam olamazsın dedim” diyerek belirtir ve oğluna gerekli cevabı verir.
Bugünlerde bazı web projelerinde de benzeri bir hava yaşanıyor. Bazı proje sahipleri “işte şahane bir site yaptık buyrun kullanın” diyorlar. Evet, projeyi gerçekleştirdiniz ama servisi kullanıcıya anlatamadınız. Eğer kullanıcının kafasında gereği gibi bir imaj oluşturabilseydiniz tabir-i caizse sizi kimse tutamayacaktı.
Bir süredir kullanıcıya siteyi anlatmanın önemine veya hedefi belirli bir proje oluşturmaya yönelik bir yazı yazmayı düşünüyorum. Farketing‘te Buzla hakkında okuduğum bu yazı süreci hızlandırdı. İlgili yazı da Can Turanlı Bey Buzla projesinin geldiği noktayı değerlendirirken “Buzla projesinde göz göre göre yaptığım ve kabul edilemez hata, projeyi benim bile basit olarak anlatamam.” diyerek çok önemli gördüğüm bir itirafta bulunuyordu. Buna katılamamak mümkün değil. Buzla projesini ilk başından beri takip ediyorum. Burada Buzla’nın Beta sürümü için yazdığım inceleme yazısının üzerinden neredeyse 1.5 yıl geçmiş. Fakat Buzla kesinlikle görmek istediğim yerde değil. Sebep Can Bey’in de dediği gibi kendini kullanıcıya basitçe anlatamamak. Veya olaya ters taraftan bakacak olursak kendini basitçe anlatattıracak bir proje oluşturamamak.
Dün Buzla’nın başında olan bu sorun bugün hali hazırda beta sürecinde olan veya taslak aşamasında olan birçok projenin sorunu. Yapımcıların çok basit bir soruya cevap vermeleri gerekiyor. Bu site, ne sitesi? Aslında bu günlük hayatta özellikle iş arama sürecinde karşılaştığımız bir soru. Ne iş yaparsın? Birçok işveren işe eleman alırken bu soruya nasıl cevap verdiğiniz ile ilgilenmiyor mu? İşte internet üzerinde de aynı süreç işliyor. Kullanıcı bu site ne işe yarar diye bir soru yöneltiyor. Eğer siteniz gerek işleyiş yapısı gerekse kullanıcıya yapı hakkında bilgi veren dokümantasyon ile gerekli cevabı verirse başardınız demektir. Fakat siteniz bu site ne işe yarar sorusuna belirsiz bir cevap veriyorsa, hiç cevap vermiyorsa veya her şeyi yapar gibi müthiş (!) bir cevap veriyorsa bir yerde hata yapıyorsunuz demektir. Zaten hangi işveren ne iş yaparsın sorusuna “ne iş olsa yaparım abi” cevabını veren birisini işe alır ki?
Yukarıda da dediğim bu konuda sıkıntı yaşayan çok servis var ama bugünlerde en çok gözüme batanı Exoin. Proje fikir ve işleyiş bakımından belki güzel. Fakat deminden beri dilimize doladığımız basit soruya kesin bir cevap veremiyor. Blog sistemi mi? Micro-blogging mi? Her türlü içeriğin yüklendiği bir çorba mı? Sistem buna yapı ve dökümantasyon anlamında ikna edici bir cevap vermediği için kullanıcılar kendisi Exoin’e bir misyon yüklüyor. Hatta proje sahibi yüklenen bu misyonu kabul etmiyor öyle değil de böyle demek istedik diye açıklama yapmak zorunda kalıyor. Bir kullanıcı olarak bu tarz şeylere şahit olduğum zaman işi acemice görüp servisten giderek uzaklaşıyorum. Exoin hakkında bu yazdıklarım biraz sert olabilir ama kullanıcı bu ağzı torba değil ki büzesin :) Bu arada proje sahiplerini severim bu yazdıklarımdan gücenmesinler.
O halde gelin kullanıcının projeyi anlamaya dair macerasına bir göz atalım ve bir kaç küçük ipucu verelim.
Kullanıcı siteye girdiğinde site ve işleyiş hakkında nasıl bir fikri olduğunu bilemiyoruz. Ama üç ihtimal var. Birincisi kullanıcı site ve işleyişi hakkında gerekli olan bütün bilgiyi herhangi bir kaynaktan edinmiş olarak siteye girebilir. İkincisi kullanıcının site ve işleyişi hakkında kulaktan dolma yani yarım bilgisi olabilir. Üçüncüsü kullanıcı sitenin sadece adresini biliyordur veya şans eseri siteye girmiştir site ve işleyiş hakkında hiç bir bilgisi yoktur.
Birinci tip kullanıcı için hemen hemen hiç bir şey yapmaya gerek yok. Siz eğer formlarda, resimlerde, yönlendirmelerde bariz bir hata yapmamışsanız birinci tip kullanıcı yolunu rahatlıkla bulacaktır. Esas mesele siteyi hiç bir şey bilmeyen üçüncü tip kullanıcıya ve ondan daha tehlikeli olduğunu düşündüğüm yarım bilgisi olan kullanıcıya anlatmak. İşte öneriler:
Mutlaka sitenin ne iş yaptığını ana sayfadan az yazı bol grafik ile hatta video ile kullanıcıya izah edin. Bu konudaki en güzel örneklerden biri Twitter. Ana sayfanın büyük çoğunluğu servisin işleyişini anlatıyor. Hadi diyelim Twitter görece yeni bir servis açıklamaya ihtiyaç var. Peki, Blogger‘a ne demeli? Blog kavramı internetle ilgili birçok kişinin aşina olduğu bir kavram olmasına rağmen ana sayfada kısa ve güzel bir biçimde blogun ne olduğu açıklanmış. Veya Flickr’a bakın. Örnekleri çoğaltmak mümkün.
Sitenin işleyişini de izah edin bir slogan bulun. Örnek yine Twitter’dan geliyor. Bunu ben yazmadan bu yazıyı okuyan çoğu kişi tahmin etmiştir. What Are You Doing? Sloganın yanında site için bir kaç cümleden oluşan bir tanımlamanız (description) da olması gerekiyor Dahası
için buraya ve buraya bakmanızı tavsiye ederim.
Sitedeki ana linkleri (navigasyon) yazarken genel kabul görmüş ifadeleri tercih etmeye çalışın. İnternet kullanıcılarında göz aşinalığı oluşturmuş olan bazı adlar vardır. Örneğin “Ana Sayfa” ifadesi bize sitenin ilk sayfasına gideceğimizi anlatır. Bunu kaldırıp yerine “eve dönüş” yazsak bu linkin kullanılma oranı büyük oranda düşecektir. Özellikle kendi kimliğini, jargonunu henüz oluşturmamış sitelerde az önceki örneğe benzer kullanımlar oldukça riskli. İlle de biz eve dönüş yazacağız diyorsanız en azından ana sayfa ifadesini çağrıştıracak küçük bir görselle linki destekleyin.
Basit ama oldukça basit ifadeler kullanın. Kullanıcıların asla sizin kadar yaptığınız iş hakkında bilgileri olamaz. Bundan dolayı teknik ifadelerden kaçınmak en iyisidir. Bobiler‘de dendiği gibi “Anneye anlatılır gibi” anlatın. İfadeleriniz net olsun.
Şimdilik kullanıcı olarak aklıma gelenler bunlar. Aslında bu konu kullanılabilirlik kapsamında da ele alınabilecek geniş bir konu. Gözlerimiz Mehmet Doğan‘ı aramıyor değil. O yazmayınca iş bizim gibi çaylaklara kalıyor tabii.
Arif olanın anlayacağı gibi bu yazı konuya biraz tersten giriyor. Yani bir proje gün yüzüne çıktığında yapılması gerekenlerden bahsediyor. Tabii ki insanlara projenizi anlatabilmeniz için anlatılabilir bir proje oluşturmanız, doğru bir planlama ile sağlam bir misyon ve vizyon tespit etmek gerekiyor. Sanırım bu da ayrı bir yazı konusu…
Teşekkürler hocam güzel anlatımlı yazınız için.
Bu konuda, UI Patterns ‘ i önereceğim ilgilenenlere. Kullanıcılarının genel alışkanlıklarına uygun tasarımlar yapmak, bu anlattıklarınız için önemli bir gereklilik.
Yaşadığımız Web 2.0 çağında, kullanıcıya en basit yoldan istediğini sunabilmek en önemli unsurlardan.
Başlık, patent alınacak kadar güzel olmuş :) Şaka bir yana örneklerle güzel bir yazı olmuş.
Diline eline sağlık hocam. Ben sürekli eleştiri yazmaktan vazgeçtim. Adım çıkacak diye :)
Tam yazacakken kendimi tutuyorum. Google Adsense Türkiye için geçen yıl yazdıklarım bir bir gerçek oldu. Üstelik bunu yapan koskoca Google. Biz genç girişimciler neler neler yapıyoruz…
Bir çok servise neredeyse eş dost zoruyla üye oluyorum ama birşey çıkmıyor. Çıkmayacağını kibarca anlatıyorum. En çok emeğe acıyorum. Çünkü bizde dünya kadar site açtık. Benzer hataları yaptık. Halen de yapıyoruz. Tanınan 5 sitemiz varsa tanınmayan 10 sitem var. Ama arkadaşlarım bile bahsedince şaşıyor adlarından haberleri yok :) Çünkü hatayla öğreniyoruz. Deneyerek öğreniyoruz.
Eminim bu yazıda olduğu gibi bu projelere giren arkadaşlar çok çok daha iyi servisleri hayata geçirecekler. Yeter ki bıkmasınlar ve Fikir Atölyesi’nde Tunç gibi okuyucularını baştacı edip, herşeyi onlara sorsunlar. İnanılmaz bir destek bulacaklardır.
Merhaba
Exoin.com için yaptığınız eleştirilere katılıyoruz. Projenin kendi yolunu belirleyip o yoldan sapmadan yürümesi gerekiyor. Projenin en önemli amacı hızlı içerik üretip hızlı tüketilecek bir ortam yaratmaktı. Bu temel üzerinden yola çıktık. Fakat proje tam olarak yoluna girmiş değil. Biraz kullanıcılarada bırakmak istedik, birazda kendi eksikliklerimizden dolayı projeye şu an bulunduğu konumda. Fakat projeye inancımız tam ve geliştirmeye devam ediyoruz.
Öncelikle elinize sağlık. Dediklerinize tamamen katılıyorum. Bize bu işi öğretenlerin her zaman başlangıçtaki deyimi “Content is king-İçerik kraldır” olmuştur. Günümüz internet sitelerine baktığımda sadece özgün içeriğinizin olması ne yazık ki yetmiyor. İçeriğinizi kullanıcıya sunuş biçiminin, sitenizin kullanılabilirliğinin de çok büyük bir önem arz ettiğidir.
Hocam ayrıntılarla boğmadan böyle akıcı ve adrese teslim bir yazı yazdığın için teşekkür ederim.
Ülkemizdeki en büyük eksikliklerden biri de sanırım kendimizi anlatamamk. Bunu her türlü alanda yaşıyoruz. Elin oğlu çok basit bir fikir ile yola çıkıyor ve bir anda dünya çapında bir kullanıcı kitlesine sahip oluyor. Yazınızda da belirttiğiniz gibi Twitter servisi çok basit bir işleyişe sahip ve ne işe yaradığını çok iyi anlatıyor. Gelin bir an için bu servisi bizim insanımızın oluşturduğunu düşünelim; bence bu üne kavuşmamız çok daha zor olacaktı, belki de hiç ulaşamayacaktı.
Annem yemek ayırt eden kardeşime hep şu cümleyi sareder:
-Başkası yapınca sana tatlı gibi geliyor…
Hocam internet üzerine çok süper bir yazı olmuş. Aslında yazın Gereksiz Projeler Serisi isimli yazının devamı gibi zaten oradada birkaç yorum yazmıştım burada söyliceklerimde farklı degil :) benim asıl değinmek istediğim konu Süleyman SÖNMEZ yazdığı yoruma.. Aslında bu konu ancak böyle güzel somutlaştırılabilir. Çok güzel bir ifadede bulunmuş kendisi. Kendisininde dediği gibi genciz ve aklımıza çok parlak fikirler geliyor bir degil beş degil bir sürü geliyor hemde.. Ama başarıya ulaşan kaç tane ?
Açıkcası bir tanesi bile ulaşsa acayip menmun oluyoruz :)
Süleymanın söylediği gibi benimde bilinen 3-4 sitem varsa bilinmeyen rahat 5-8 sitem vardır :) hatta aklıma gelipde aldıgım ama bir türlü aktif edemedigim 20 civarı domain var, bomboş duran. Güzel bir konuya değindin umarım bu durumun çözümü için önrileride yayınlarsın
Hocam ellerinize sağlık gercekden yazılarınızı ilgiyle okuyorum.