18 Ekim 2008  |  Kategori: Kişisel

Bir erkeğin hayatındaki en mühim noktalardan biri tıraştır. Zira tıraş anıları adeta hayat serüvenimizin köşe başlarını işaret eder.

Şahsi tıraş hatıratım daha doğrusu tıraş sanatındaki çıraklığım, birçoğumuzun olduğu gibi babaya tıraş malzemelerini hazırlamak ile başladı.  Bu mesele kesinlikle sıradan bir hadise olmayıp kendine mahsus kuralları bulunan bir ritüeldi. Babanın komutu ile harekete geçen bünye hemen zincirleme olarak anneyi uyarır. Anne dünyada babanın tıraş suyunun sıcaklığı tayin edebilecek yegâne merci olduğundan suyu ısıtmak ve dahi kıvamında bırakmak onun görevidir. Bu arada ritüelin malzemeleri evin muhtelif yerlerinden tedarik edilmeye başlanır. Önce bu iş için özel olarak tahsis edilmiş sandalye alınır. Üzerine gazete kâğıdı serilir. Lakin bunun bile bir tertibi vardır. Her gazete olmayacağı gibi gazetenin her sayfası da olmaz. Mesela bulmaca sayfası veyahut bulmaca eki tıraş sırasında kullanılması zinhar yasak olan gazete sayfalarındandır. Gazete tedarikinin ardından yıllara meydan okuyan yapısıyla adeta müzelik bir malzeme olan hamam tası bulunur. Bu öyle bir malzemedir ki “bu tas babanın çeyizinden kalma” geyiğinin yüzlerce kez tekrarlanmasına, kültürel bir kod olarak beyne kazınmasına sebep olmuştur. Tastan sonra tıraşın diğer bir unsuru olan ayna bulunduğu yerden alınıp eğer üzeri biraz kirlenmiş ise ağız o harfinin çıkacağı biçime getirilip “ho ho” nidaları eşliğinde buğulanır gömleğin kol nahiyesi kullanılarak bir güzel cilalanır ve hamam tası ile sandalyenin arkalığının arasındaki yerini alır. Sıra tıraş alet edevatının hazırlanmasına gelir. Tabii o dönemlerde şimdiki gibi teknoloji harikası tıraş bıçakları olmadığı için tıraş makinesinin içerisindeki tıraş jileti yenilenir. Kılları birbirinden ayrılmasın, kondisyonu düşmesin diye tercihan sobanın altına zula edilmiş olan kıl fırça alınır. Yemek masası düzenin hatırlatan bir biçimde ortaya tas, sağ yana tıraş bıçağı, sol yana tıraş fırçası arka kısma ise tıraş sabunu yerleştirilir. Ve annenin tıraş suyunu getirip tasa dökmesi beklenir. Anne tıraş suyunu getirip tasa döktüğünde ritüelin başlama düdüğü çalmış demektir. Baba yerini aldığında sahaya çıkan hakemin çimleri, ağları kontrol etmesi gibi suyun sıcaklığını, sakalın uzunluğunu kontrol eder. Daha sonra babayı dedeye dönüştürecek köpük faslına geçilir. Köpükten sonra ise olayın en zevkli kısmı olan izleme kısmına geçilir. Baba kalp ameliyatı yapan doktor titizliğinde tıraş olurken çocukta sanki ilk defa tıraş olan bir insan görüyormuşçasına dikkatle izlemeye koyulur. Tıraş sonrası ise hayatın en saf mutluluklarından bir olan tıraş olmuş babayı öpme seansı başlar. Babanın limon kolonyası ile harman edilmiş kokusu dünyada güvenin sembolü olan ender anlardan birini insana yaşatır. Devamını Oku ->

16 Mayıs 2008  |  Kategori: Kişisel

 

Güneydoğu Anadolu Tanıtım Projesi

Bugün okulda rutin duyuruları imzalarken Gaziantep Ticaret Odası’nın bir duyurusunu okudum.  Duyuruda bir tanıtım projesi için destek isteniyordu.  Projeye destek vermek ve destek verecek kişilerin sayısını arttırmak amacıyla bu konuyu bloga taşımaya karar verdim.
 
Güneydoğu Anadolu Tanıtım Projesi Gaziantep Ticaret Odası tarafından GAP bölgesinde bulunan 9 ilin tarihi ve kültürel değerlerinin tanıtımının yapılması için hazırlanan bir proje. Projeye Kültür Bakanlığı, GAP İdaresi ve Avrupa Birliği de destek veriyor. 

Proje kapsamında Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak illerinin ve Güneydoğu Anadolu‘nun tanıtım rehberleri hazırlanmış. Fotoğraf galerisi oluşturulmuş, video filmler çekilmiş, yöresel müziklerden oluşan bir albüm çalışması yapılmış. Proje ile ilgili hazırlanan Güneydoğu Mirası adlı internet sitesinden ilgili materyallere Türkçe ve İngilizce olarak ulaşılabilir. Bazılarını incelediğim materyallerin titiz bir çalışmanın ürünü olduklarını ilave etmem gerek. Devamını Oku ->

7 Mayıs 2008  |  Kategori: Kişisel

MEB‘in ana sayfasında yayınlanmakta olan öğrenci fotoğraflarından oluşan bir fotoğraf galerisi. Bazıları o kadar şirin ki insanın içini ısıtıyor… Bence mutlaka görmelisiniz :)

7 Mayıs 2008  |  Kategori: Kişisel

MEB ve Bahçeşehir Üniversitesi işbirliği ile 18-19-20 Mayıs tarihlerinde Türkçe eğitimi üzerine kapsamlı bir konferans düzenleniyor. Program ve diğer bilgiler burada. Meslektaşlara tavsiye olunur.

18 Nisan 2008  |  Kategori: Kişisel

Kendinize bir iyilik yapın. Nostaljik fotoğraflar eşliğinde, bestecisinin şahane yorumuyla, çok sevilen bir Bayburt türküsü olan Kara Basma İz Olur‘u dinleyin.

13 Nisan 2008  |  Kategori: Kişisel

Temsili kavga etmiş karı koca resmiBir zamanlar Blog Kazanı‘nda “Blog Evlerde Kavga Nedeni mi?” başlıklı bir yazı yazılmıştı. Yazıda kısaca blogcuların bazı dengeleri gözetmezlerse gündelik hayatta bir takım sıkıntılara duçar olabileceklerinden bahsediliyordu. Evet, blog bazen evlerde kavga nedeni olabiliyor. Ama size bu sorunu kökünden çözecek bir reçete verebilirim.  Eğer evde blog yüzünden kavga çıkıyorsa ev ahalisini de blogcu yapın bu dertten kurtulun :) Nasreddin Hoca merhum bir fıkrasında -af buyrun- “Eşekten düşeni ancak eşekten düşen anlar”  demiş ya işte o hesap blogcunun halinden sadece blogcu anlıyor.

Bu duygu ve düşüncelerle bizde bir müddet evvel karı-koca blogcular kervanına katılmıştık. Bu vakte kadar torpil babından yanlış anlaşılma olmasın diye “hanımın blogu“ndan bahsetmedim. Ama bugün itibariyle baktık ki kendileri Blograzzi‘de günün blogu seçilmiş. Bir nevi rüştünü ispat etmiş. Hatta hanımın blogu beyin blogu ile aşık atacak hale gelmiş :) O vakit bu yazıyı yazmak şart oldu.

Efendim Uyuyang Hanım blogunda internet dünyasından sinemaya, günlük hayat derslerinden yemek tariflerine kadar birçok alanda şahane yazılar yazıyor. Özellikle sinema ve dizi yazıları tadından yenmeyecek düzeyde olup insanın ağzında bir Gaziantep kısırı tadı bırakıyor. Ben Uyuyang’ın bloguna sık sık göz atıyorum :) Buyrun sizde gezin rss’ye abone olun, okuyun, okutun :)

Can Güvenliği Notu: Bu yazı tamamen kendi hür irademle yazılmıştır. Valla :)
 

 Sayfa 1 / 16  1  2  3  4  5 » ...  Son Sayfa »