Türkçe blog içeriği arttıkça takip işi de epey güçleşti. Rss’de olmasaymış ne yapacakmışız. Bugünlerde rss takibinin yanı sıra bazı siteler aracılığı ile de blog dünyasını takip etmek mümkün. Kısaca blog takip siteleri diyebileceğimiz bu siteler rss marifetiyle veya elle beğenilen blog içeriklerini bir araya toplayıp takip kolaylığı getirmeye çalışıyorlar. Tabii ki burada saydığımız siteleri, rss aracılığı ile blog içeriklerini çalıp kendileri yazmış gibi gösterenler ile karıştırmamak lazım… Devamını Oku ->
Türk blog âleminde sayı arttıkça artan bir diğer olay da içerik hırsızlığı. Hemen hemen her gün kendi akıllı zanneden bir arkadaş gerek rss marifetiyle, gerekse manuel olarak popüler içerikleri kopyalıyor. Bu kopyalamayı marifet zanneden arkadaşların kaynak gösterme hususunda hassas olmadıklarını söylememe sanırım gerek yok.
Yaşadığımız dünyada birçok alanda kopyalama almış başını gidiyor. Birçok alanda (müzik, film, yazılım, tekstil v.s. ) kopyalamaya çare bulunamıyor. Şu anda blog alemindeki kopyalamanın önüne geçmenin de bir yolu yok. Sadece bazı caydırıcı ve içimizi ferahlatıcı önlemler alınabilir o kadar. Aşağıda bu konuda aklıma gelen bazı tavsiyeleri yazdım. Umarım faydalı olur. Devamını Oku ->
Bir kaç yıldır Türk blog dünyasında adeta bir patlama yaşanıyor. İnternet dünyasındaki blog trendinin yanında Blogcu gibi Türkçe servislerin açılması da bu blog patlamasını destekleyen en büyük etkenlerden biri. Evet, sayı artıyor ama kalite sayı artışına paralel olarak artmıyor. Eskiye nazaran çöp blog dediğimiz blogların sayısında müthiş bir artış var.
Türk blog dünyasında bir diğer sorun da içerik hırsızlığı. Tutulan bir yazı yazdığınız zaman bir kaç gün sonra aynı yazıyı noktasına virgülüne dokunmadan başka bir sitede görebiliyorsunuz. Bu (ç)alıntı yapan arkadaşlar o kadar yüzsüzler ki izin almak, kaynak göstermek bir yana yazının içindeki görselleri bile sizin sunucunuz üzerinden kullanmakta bir sakınca görmüyorlar. Bu özgün içerik üreten birçok blog sahibinin başına gelen bir olay. Sırf bu emek hırsızlarını deşifre etmek için Utanç Duvarı adlı bir site bile oluşturuldu. Devamını Oku ->

Son günlerde aldığım en kötü haberlerden biri bugün sessiz sedasız “Son Yazı” başlığı ile rss okuyucuma düştü. Türk Blog Dünyası’nın önde gelen isimlerinden Altı Üstü Tasarım‘ın sahibi Mehmet Doğan blog yazmayı bıraktığını açıkladı. Son Yazı yorumlara da kapatıldığına göre sanırım bu seferki bir şaka değil.
Şahsen Altı Üstü Tasarım’dan çok şey öğrendim. Web 2.0′ın ne olduğunu, kullanıcı deneyiminin, kullanılabilirliğin, erişilebilirliğin ne olduğunu hep oradan öğrendim. Mehmet Doğan sadece içeriği ile değil tarzıyla da blog nasıl yazılır dersi verdi. Burada da ifade ettiğim gibi kendi yazma tarzımı da ondan ilham alarak geliştirmeye çalıştım.
Altı Üstü Tasarım sayıca artışın kalite artışını getirmediği blog dünyamız için önemli bir kayıp olmuştur. Şimdi her ihtimale karşı yedeklemediğim yazıları yedeklemekten başka yapacak bir şey kalmadı.
Aslında bu geç kalmış bir yazı. Konferans olalı nerdeyse bir hafta oldu. Fakat konferans videolarını ancak bugün seyretme fırsatı bulabildim. Doğrusu video kayıtlarını izlemeden yorum yapmak istemedim. Konferans blog âleminde epey yankı buldu diyebilirim. Konferansa ilişkin yirmiye yakın yazı okudum. Konferans hakkındaki değerlendirmelerimi -âcizane- tavsiyeler biçiminde yazmak istiyorum. Devamını Oku ->
Bir süredir maalesef istediğim sıklıkta yazı yazamıyorum. Bunun birçok sebebi var ama en önemli sebebi sanırım kişisel atalet (yani tembellik). Aslında sadece ben değil Türk blog dünyasında blog yazan birçok isim istikrarlı bir tempo tutturamıyor. Gerçi blog yazma tarzlarımız bambaşka. Hele millet olarak blog yazma geleneğine katkımız ise bir alem. Bu yazıda -biraz da bu yazıdan ilham alarak- Türk blog yazarların blog yazma alışkanlıklarını tipler çerçevesinde değerlendirmek istiyorum.
Zaten blog yazımında altın bir ilke var. Yazacak hiç bir şey bulamıyorsan bloglar ve blogçular hakkında yazı yaz :) Devamını Oku ->