Yemekname, Bloghology, Web Girişim

Gazetelerin “Blog, web ve log kelimelerinin birleşmesinden oluşan weblog kelimesinin değişmiş halidir” diye başlayan tanımlamalarla blogu anlatmaya çalışmasının üzerinden seneler geçti. Blog sahibi olanların sayısı yüz binleri aştı. Uzun zaman yazıp bıkanlar, bırakanlar eski tabirle tekaüde ayrılanlar bile oldu. Bugün blog başladığı noktadan çok farklı bir yerde. Doğal olarak blog yazarının serencamı da değişti.

Her geçen gün blog yazıları ile tanıdığımız kişilerin yeni işlerini, yeni atılımları öğreniyor ve onlar adına seviniyoruz. Son dönemde bu anlamda blog yazarları arasında bir dergi çıkarma âdetinin başladığını gözlemliyorum. Bu yazıda bu güzel işleri tanıtalım istedim. Devamını Oku ->

Blogların Gücü AdınaDemedi demeyin 2009 blogların yılı olacak. Gölgelerin gücünü bile keşfedip blogların gücünü keşfedemeyen reklamcılarımız PR 2.0 yazılarının da etkisi ile yavaş yavaş bloglara yönelmeye başladılar. Her yeni şeyde bazı acemilikler yaşandığı gibi reklam kampanyalarının blog ayaklarında da bazı acemilikler yaşanıyor. Hazır yolun başındayken işin blog tarafında biri olarak bu konuda âcizane tavsiyelerden müteşekkil bir mini rehber yazalım dedik. Amacım kimseye işini öğretmek değil. Sadece birkaç tavsiye vermek.

1. Hey dostum burası özel mülk: Bu repliği Amerikan filmlerinden mutlaka hatırlıyorsunuzdur. Elinde pompalı av tüfeği ile, en bas sesini kullanan pis sakallı ihtiyar “yabancı”ya böyle seslenir.  Üzerinde durmamız gereken en önemli şeylerden biri bu. Bloglar birçok kişi tarafından keyfe keder yayınlanan amatör (?) işi yayınlar olarak görülse de ciddiye alınması gereken yapılardır. Eh koca koca reklam ajanslarını fildişi kulelerinden çıkıp halkın arasında inmeye mecbur ettiklerine göre ciddiye alınmayı hak ediyorlar.

İşin özü blogları ciddiye alalım, her istediğimizi yayınlatabilecek bir pano gibi görmeyelim, sadece bugün değil her zaman ihtiyaç duyulabileceğimiz bir mecra olduğunu unutmayalım. Kampanyamızın blog ayağını ona göre planlayalım. Devamını Oku ->

Selçuk HocaMeşhur (?) bir blog yazarı olduk ya tanışma, kaynaşma diyaloglarında hep soruluyor. İsminizdeki “hoca” nerden geliyor? Ne hocasısınız? Soyadınız gerçekten hoca mı :)?

Tabii ki soyadım hoca değil. Sadece profesyonel olarak öğretmenlik mesleğini icra ettiğim için bu sıfatı pek de haddimiz olmayarak kullanıyoruz. Blog yazmaya başlarken bu konu üzerinde epey düşünmüştüm. Ad ve soyadımı birleştirerek kullansam mı, takma bir isim mi kullansam, yoksa ortaya karışık bir şeyler mi yapsam :) Bir kaç haftalık beyin fırtınası sonunda “Selçuk Hoca” öbeğinin hem beni iyi anlattığını, hem de güzel bir marka adı olduğuna karar verdim. (Bu adı seçmemde 657 kod adlı kanunun da etkisi yok değil :)  Zaten ısrarla blog yazmadan gayenin biraz da insanlara bir şeyler öğretme olduğunu düşünen dinazorlardan biriyim.

Peki, niye hoca? Kişisel hayat görüşümün en büyük mimarlarından biri olan üstad Cemil Meriç bir başucu kitabı olan “Bu Ülke“de şöyle diyor.

“İrfan asaletini kaybetti. Hafızaya çakıl taşı gibi saplanan bilgi kırıntılarına yeni bir ad bulduk: kültür. Genç kuşaklar, Batı’nın bit pazarlarından ithal edilmiş bu hazır elbiselere küçümseyerek bakıyor. Hoca öğretmen oldu, talebe öğrenci. Öğretmen ne demek? Ne soğuk, ne haysiyetsiz, ne çirkin kelime. Hoca öğretmez, yetiştirir, aydınlatır, yaratır. Öğrenci ne demek? Talebe isteyendir; isteyen, arayan, susayan. “

Devamını Oku ->

10 Ağustos 2008  |  Kategori: Blog Dünyası, Editörden

Donanım Haber Röportajı

Malum iki gündür Riatalks toplantılarında Bahçeşehir Üniversitesi’nin misafiri idik. Toplantıların arasında Süleyman Sönmez ile Volkan Görgülü‘nün Donanım Haber için hazırladığı bir röportajın konuğu olduk.

Volkan Görgülü bilindiği üzere Web Deneyimleri adlı video blogunda oldukça güzel işlere imza atıyor. Video pazarının büyüklerine, toplamacı anlayışına karşı önemli bir kişisel çıkış olarak kendisi görüyor ve destekliyorum. Bundan bir kaç hafta önce bloglar üzerine bir video çekme teklifi ile bana gelmişti. Yoğunluktan dolayı ancak önceki gün videoyu çekmek mümkün oldu. Ama iyi ki böyle olmuş. Bu sayede boğaza nazır, güzel bir atmosferde seyredilebilir bir video çekmiş olduk. Devamını Oku ->

Hasan YalçınkayaMeraklılarının bileceği gibi bloglar üzerine bir çalışma yapıyordum. Bu çalışma kapsamında memleketin eski blog yazarları ile konuşmak istedim. Aklıma Pilli‘den Hasan Yalçınkaya ile röportaj yapmak geldi. Aslında röportaj çok önceden yayınlanacaktı ama bazı aksaklıklar yüzünden ancak bugün kısmet oldu. (Açık konuşmak gerekirse biraz o salladı, biraz ben salladım :) Hasan Yalçınkaya’ya röportaj teklifimi kabul etme nezaketini gösterdiği için teşekkür ediyorum. Koyu yazılmış satırlar benim repliklerimdir. Şunu da hatırlatmam lazım. Röportajda bahsi geçen birçok site artık yayında olmadığından link verilmemiştir.

Fotoğraf: Burak Büyükdemir
Devamını Oku ->

YorumBugünlerde birçok platformda blog yazarlarının yazdıkları yazılara yeterince yorum gelmemesinden dolayı yakındıklarını okuyorum. Şahsen aman okuyucu benim yazıma daha fazla yorum yapsın, her yazı bir sürü yorum alsın gibi bir düşüncem yok. Tabii sahne sanatçılarının alkışlardan duyduğu hazzı blog yazarları da yazılara gelen yorumlardan duyuyorlar. Yazdıklarının kamuoyunda yankı bulması blog yazarını memnun ediyor, boşa çaba göstermedikleri hissini veriyor.

Bu yazıda önce Türk blog camiasında yazıların neden az yorum aldığından ve daha fazla yorum alabilmek için neler yapılabileceğinden bahsedeceğim. Devamını Oku ->

Sayfa 1 / 712345»...Son Sayfa »