Kasım 2006 ARŞİVİ

24 Kasım 2006 Öğretmenler Günü

Başöğretmen AtatürkBu henüz ikinci öğretmenler günüm. Bu sefer hakikaten (!) yemin edeceğim için, bir de üstüne konuşma yapacağım için çok heyecanlıyım. Şu saatte bile hala konuşmamı değiştiriyorum. İnşallah yüzümüzün akıyla bu işi de bitirebiliriz.

İzlenimlerimi ancak akşam saatlerinde yazabileceğim…

  •   Akşam Saatleri ….

Heyecanlarıyla, mutluluklarıyla bir öğretmenler günü daha geride kaldı. Bu seferki sanırım hayatım boyunca unutamayacağım bir öğretmenler günü oldu. Hem öğretmenlik yemini ettim, devlet erkanının da hazır bulunduğu büyük bir kalabalığa karşı kendi hazırladığım bir metni sundum. Açıkçası metnin içeriği konusunda kendimden o kadar emin değildim. Fakat tepkiler son derece güzeldi. Görüşlerine değer verdiğim bir çok insandan yazıdan dolayı tebrik aldım. Yazının metnini isteyenler buradan indirebilirler. Devamını Oku »

Dursun Ali Erzincanlı İle Biga’dan En Sevgiliye Şiirler

Dursun Ali ErzincanlıDün akşam Biga Kültür Sarayı’nda Dursun Ali Erzincanlı konserindeydik. İlk dinlediğimden andan itibaren kendisinden etkilendiğim Dursun Ali Bey’i canlı olarak dinlemek benim için oldukça heyecan verici bir olaydı. Muhteveya duyulan özlem, hasret, muhabbet sunumun güzelliği ile birleşince tabii salonun dolması kaçınılmazdı ki öyle de oldu. Üstad programına önce yeni albümünden “Hayber Fırtınası” ile başladı. Daha sonra devamlı “Sözün Sultanı”ndan dinlemeye alıştığımız “Medine’nin Gülü” ile En Sevgili’ye seslendik. Üstad programın daha sonraki kısımlarında En Sevgili’ye serisinin çoktan ezberlenmiş ve artık birer klasik olmuş Bedir, Kırk Yaşındasın, Sen Yoktun Sultanım gibi eserlerini seslendirdi.

Hakikaten yetenek denilen şeyin Allah vergisi olduğunu dün akşam bir daha anladım. Sesteki buğulu ton zaten insanı alt üst ediyor bunun yanına bir de vurgular, tonlamalar eklediğimizde ortaya bambaşka bir musiki çıkıyor. Bu kompozisyon bir fon müziği ile çerçevelendiğinde tam anlamıyla bir ses ziyafeti oluşuyor. Aslında dışarıdan baktığınızda oldukça ilginç bir durum. Sahnede bir adam, elinde bir mikrofonla ne bir rol sergileyerek, ne de bir ilüzyonla sadece sesiyle sizi bulunduğunuz yerden yüzyıllar ötesine götürüp kavurucu bir çöl sıcağını hissettirebiliyor. Sözün gücü bu olsa gerek. Milyon dolarlar harcayarak yapılan sinema filmleri bile onca görsel ve işitsel desteğe rağmen çoklukla bunu başaramıyorlar. Eskilerin söze verdiği önemi bir daha idrak ediyoruz.

Programdan son derece etkilenmiş olarak ayrıldım. Fakat içimde bir ukte kalmadı değil. Keşke Yağmur’u da okusaydı ya …

Spam Yorumlar

I Dont Like SpamSon bir kaç gündür siteye girenler sanırım abuk sabuk ingilizce yorumlarla karşılaşmışlardır. Sitenin yazılara yorum yapılmasını sağlayan kodları muhtemelen bir takım spam (istenmeyen elektronik girdi) robotları tarafından suistimal ediliyordu. Aslında ilk yorumdan sonra olayı farkettim ama acaba nasıl bir sistem çalıştırıyorlar diye anlamak için bir kaç gün bekledim. Yorumlar bir takım sakıncalı linkler içerince mecburen basit bir önlem almak zorunda kaldım. Tabii daha sert önlemler alınabilir ama robotlara karşı atak şansı vermek için basit bir önlemle yetindim. Böylece adım adım sistemlerini keşfetmiş olacağım.

Bu yorumlardan dolayı site ziyaretçilerinden özür diliyorum. Artık yorum yapabilmek için rastgele üretilen bir güvenlik kodunu girmeniz gerekecek. Robotlarla ilgili ilk keşfim sanırım robotun sitemin çalışma tarzını anlayabilmek için test iletisi gönderdiği oldu.

Hamiş: Resimdeki ingilizce yazıyı bilerek yazdım. Düşmanın anladığı dilden konuşuyoruz :)

Bir Flickr vardı ne oldu ona?

Flickr LogoBu blog/günlük yazmak zor iş arkadaş. Yazı yazman gerektiğini biliyorsun aynı zamanda da canı gönülden istiyorsun ama şartlar bir türlü olgunlaşmıyor. Kafama şahane(!) yazı fikirleri geliyor ama çeşitli sebeplerden ötürü hemen satırlara dökülmeyince gitgide soluyorlar ve silikleşip hafızanın kör noktalarına kaldırılıyorlar. Geçen akşam yine böyle bir yazı fikrini düşünürken aklıma yazın çektiğim fotoğraflar düştü. Şöyle bir göz atayım dedim. Daha sonra hepsinin ortak bir tema çerçevesinde örgütlenebileceğini düşündüm. Aslında vakit, tarladaki buğday başaklarını sallar gibi insan ruhunu sallayan eylül sıcağı vakti olunca gönül ister istemez bir yumuşak bir hüzne gark oluyor. Bir başlık bile bulmuştum bu yazıya konu olan yazıya… Yaza veda ve kış hazırlıkları. Aslında zihnim kah burda kah kapı arkasında görülen afacan ufaklıklar gibi o konu senin bu proje benim dolaşmasa çoktan bu yazı hallolmuş idi. Neyse lafı kopyala yapıştır dolandırmayayım. Elimdeki fotoğrafları anlatan bir yazı yazayım dedim. Bir şeyler yazdım ama tatmin olmadım. Sonra resimleri internete yüklemek gerekeceği meselesi aklıma geldi. Önce güzel bir resim galerisi tasarımı aradım ama bulamadım. Derken aklıma bir ara deli gibi kullandığım Flickr geldi. En iyi çözümün fotoğrafları Flickr’da, yazıyı burada yayınlamak olduğu açıktı. Fotoğrafları yüklemek için Flickr’ı açtığımda şöyle mazi gözlerimin önünde seyaran etti. Evet daha önceden çekip Flickr’a koyduğum resimleri gördüğümde duyduğum heyecanı anlatmaya çalışıyorum… Devamını Oku »