23 Haziran 2005
|
Kategori:
Günlük
|
Geçen hafta perşembe günü, Gheorghe Zamfir ve Madrigal Devlet Oda Korosu’nun Efes Antik Tiyatro’da verdikleri konserle başlayan 19. Uluslararası İzmir Festivali çoşkusu, salı günü yine Efes Antik Tiyatro’da gerçekleşen Petros Gaitanos ve Yota Nega’nın verdiği “Yüzyıllar Boyunca Yunan Müziği” konseriyle devam etti.
Konser iki bölümden oluşuyordu. Birinci bölümde daha ziyade popüler, günümüze yakın yunan şarkıları seslendirilirken, ikinci bölümde klasik diyebileceğimiz geleneksel yunan müziğinden örnekler sunuldu. Konserin genelinde Petros Gaitonos şarkıları sunarken yer yer Yota Nega’nın performansını dinleme şansı da bulduk. Devamını Oku »
18 Haziran 2005
|
Kategori:
Günlük
|
19. Uluslararası İzmir Festivali, geçtiğimiz perşembe günü Gheorghe Zamfir ve Madrigal Devlet Oda Korosu’nun Efes Antik Tiyatro’da verdikleri unutulmaz konserle başladı. Daha önceki yazımda belirttiğim gibi, ben de Universiade eğitimleri kapsamında konserde görevli olarak bulundum. Gerçekten hem Gheorghe Zamfir hem de Madrigal Devlet Oda Korosu muhteşem bir performans sergilediler.
Konseri Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ve eşi Şadiye Koç, Romanya Kültür ve Din İşleri Bakanı Monica Octavia Musca, Fener Rum Patriği Bartholomeos, İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da izledi. Konser, düzenleyici kurum olan İKSEV‘in başkanı Filiz Sarper Eczacıbaşı’nın açılış konuşmasıyla başladı. Daha sonra Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ve yabancı temsilciler de birer konuşma yaptılar. Konuşmaların tercüme edilmiş şekilleri sinevizyon aracılığı ile izleyicilere aktarıldı. Devamını Oku »
İnternet ve pazarlama son günlerde internetin yaygınlığının ve imkanlarının artmasıyla çok konuşulan konular haline geldi. İnternet yakın döneme kadar pazarlama ve reklamda yan bir mecra gibi düşünülürken artık geleneksel araçların (tv, radyo, basılı yayınlar) yanında yerini almaya başladı. Hatta bazı ürün ve hizmet kategorilerinde yer yer geleneksel araçların önüne geçtiği de görülmekte. Kısacası geldiğimiz bu noktada interneti göz ardı ederek pazarlama ve reklam faaliyetlerinde tam bir başarı yakalamak imkansız. Burda yapılması gereken bir an önce internete adapte olmak. Hatta bunun adaptenin de ötesinde bize yeni bir açılım getirmesi gerekiyor. Bazı firmalar ve kişiler bu açılımı çok iyi bir şekilde başarırken bazıları ise sınıfta kalıyor. Yapılan çalışmaların kullanıcıya yansıyan yüzü internet sitesi olduğu için ortada bir çok “kartvizit sitesi” görebiliyoruz.
Peki internette bir marka nasıl yaratılabilir ? Bu yazıda bu sorunun cevabını vermeye çalışan bir kitabı, “İnternet’te Marka Yaratmanın 11 Değişmez Kuralı”nı tanıtacağım. Kitap ülkemizde 2000 yılında Medicat Kitapları kapsamında İnci Berna Kalınyazgan çevirisiyle Kapital Medya tarafından basılmış. Kitap adından da anlaşılacağı üzre 11 başlık altında konuyu inceliyor. Devamını Oku »
10 Haziran 2005
|
Kategori:
Günlük
|
Daha önceki yazımda Universiade Yaz Oyunlarından ve oyunların düzenlemesinde görev alacak gönüllülerden bahsetmiştim. Bu yazıda gönüllülere verilen eğitimlerden bahsedeceğim. Öncelikle her gönüllünün çalışabileceği çevirmenlikten, bilgi işleme, sosyal etkinliklere kadar geniş bir yelpazede yer alan faaliyet alanları var. Gönüllüler bu faaliyet alanlarına yönlendirilmeden önce bazı temel eğitimlerden geçmeleri gerekiyor. Bu temel eğitimler şunlar :
1-) FISU ve UNIVERSIADE Eğitimi: Bu eğitimde Universiade ve düzenleyici kurum olan FISU (Federation Internationale du Sport Universitare) hakkında bilgilendirme yapılıyor. Önce FISU ve felsefesi, FISU’nun öncüleri, tarihi, idari yapısı hakkında bir sunum yapılıyor. Daha sonra Universiade, katılım şartları, önceki yıllarda yapılan kış oyunları ve yaz oyunları hakkında bilgi veriliyor. Bu sene İzmir’de yapılacak olan yaz oyunlarından bahsedildikten sonra eğitim, gönüllülerin hakları, sorumlulukları, faaliyet alanları gibi konuların sunumuyla sona eriyor. Devamını Oku »
Son günlerde “blog” konusu yazılı basında sıklıkla tartışılmaya başlandı.Kimisi popüler blog sahiplerini kendilerinin pek memnun olmadığı bir biçimde tanıtmaya çalıştı. Kimisi nedir bu blog deyip esip gürledi. Kimisi de bu günden tezi yok blog kelimesi eden üç vakte kadar züppe ilan olunacaktır deyu fetva verdi. Tabi camiadan bunlara esaslı cevaplar da verilmedi değil. Hatta daha sonradan bazılarının niyetinin yazı yazmak değil “bloglara blok koymak” olduğu anlaşıldı…
Aslında basının daha doğrusu basındaki bazı kişilerin (meşhur bir kısım medya), blog olayına yeni gördükleri herhangi bir şeye karşı verdikleri ciddiyetsiz, ehliyetsiz tepkiyi vermesi normal bir olay. Hatta olayı blogların gazetelere rakip olarak görmeleri yani kendi iddiarını karşı tarafınmış gibi göstermelerini de yadırgamıyorum. Arka planda kalan mesele ise “blog”a ne diyeceğimizdir. Devamını Oku »
2 Haziran 2005
|
Kategori:
Günlük
|
Önümüzdeki hafta içersinde -bir aksilik çıkmazsa- nihayet 1998′den beri öğrencisi olduğum Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi’nden mezun oluyorum.
Hayatımın en büyük hayal kırıklıklarından birini yaşadığım yer aslında burası. Hatanın bir kısmı bende gerçi. Aşırı beklenti gerçekten insanı sarsıyor. Üniversitenin insanın her derdine derman olabileceği oldukça büyük bir yanılgı. Aslında yanılgı olduğu kadar yılların verdiği bir maratonun, lisenin, öss’nin de haklı bir sonucu gibi geliyor insana…
İlk başta üniversitenin her türlü imkanı vermesini istiyor Anadolu’nun bağrından kopup gelen genç adam. Önce düşüncesine saygı gösterilmesini istiyor. Müfredata göre değil de kendi kafasına göre bir eğitim istiyor. Ortaya bir şeyler koyduğunda önemsenmek istiyor. Alkışları duymak istiyor. Bir şeyler yapmak istediğinde önüne kırmızı halılar serilsin istiyor. O meşhur slogan gibi “Üniversite beni kazansın” istiyor. Devamını Oku »