Nis
25

12. İzmir Kitap Fuarı’ndan İzlenimler 2

Konferanslar

Not: Bu yazının birinci kısmını buradan okuyabilirsiniz.

Fuarda sadece dört gün geçirebildiğimden dolayı katıldığım seminerler konusunda seçici davranmak zorunda kaldım. İlk olarak Mustafa Armağan’ın “Yakın Tarihin Unutulan Gerçekleri” başlıklı konferansına katıldım. Mustafa Armağan gerek yazılarıyla, gerek kitaplarıyla eskiden beri tarih konusunda uzman bildiğimiz bir araştırmacı. Resmi tarih tezlerine doğru bir şekilde direnmesi ve bu işin en önemli aracının ideolojik takıntılar değil de araştırmacı ruh olduğunu kavramış bir araştırmacı.

Mustafa Armağan verdiği konferansta önce tarih ve yanılsama ilişkisi üzerinde durdu. Bunu bir kaç örnekle destekledi. “Hey Onbeşli” ve “İncecikten Bir Kar Yağar” türküleri üzerine doğru bilinen yanlışlıkları ortaya koydu.  İtiraf etmek gerekirse “Hey Onbeşli” konusundaki gerçeği üniversitedeki halk edebiyatı derslerinden hatırlıyorum fakat Kurtlar Vadisi’nde de sık sık duyduğumuz “İncecikten Bir Kar Yağar” türküsündeki “İncecik” in Kahramanmaraş’ın bir köyü olduğunu ilk defa duydum.  Daha sonra Mustafa Armağan yakın tarihimizden bazı örnekler verdi.  Wilson İlkeleri ve Büyük İzmir Yangını hakkında anlattıklarını ilgi ile dinledim.

Konferanstan şunu anladık ki tarih özellikle de yakın tarih bilerek veya bilmeyerek üzerinde sıkça oynanan bir konu haline gelmiş.

Fuarda katıldığım ikinci konferansta Ali Ural ve Celal Fedai’nin sundukları “Türk Şiiri’nin Geleceği” ismini taşıyordu. Açıkçası konferansa üniversiteden tanıdığım, araştırmalarını ve duruşunu takdir ettiğim bir şair olan Celal Fedai için katıldım. Celal Fedai şiiri kadar, şiir üzerine yazdıkları da ilgiye ve takdire şayan. Konferansta Türk Şiiri’nin şu an önemli bir bunalımda olduğu, bu bunalımı aşmasının ve geleceğini bulmasının yolunun da geçmiş pratiklerinden önemli okumalar ve dersler çıkartılarak gerçekleştirilebileceği üzerinde duruldu.  Bir okuyucu olarak, -üzülerek söylemek gerekirse- yeni şiiri okumayan, okuyamayan bir okuyucu olarak Celal Bey’in söylediklerini hayranlıkla ve büyük bir tasdik ile dinlediğimi ifade etmek isterim.

Fuarda üçüncü olarak Senai Demirci’ nin sunduğu “Kıl Beni Ey Namaz” başlıklı programa katıldım. Bu programı ayrı bir yazı konusu yapmayı düşündüğümden dolayı buraya almıyorum.

Son olarak da yine üniversiteden tanıdığımız Kamile Ün Açıkgöz Hoca’nın konferansına katıldım. Konferans “Eğitim ve Öğrenme Stratejileri” üzerine idi. Daha önceden bu konuda çeşitli okumalar yapmam rağmen epeydir bu konu üzerine düşünemiştim. Bu uygulamalı konferans sayesinde eğitim ve öğretim işlerinde her açıdan tasarruflar sağlanabilecek yeni açılımların olduğu farkettim.

Önceki yazımda bu seneki fuarda bir “Mizahçılar Buluşması” olacağından bahsetmiştim.  Bu kapsamda üç etkinliğe katıldım. Bu etkinliklerde çizgilerini özellikle takip ettiğim Radikal Gazetesi çizeri Ramize Erer, Kötü Kedi Şerafettin çizeri Bülent Üstün, ve evvelce yazılarını okuma şansı bulduğum Vedat Özdemiroğlu’nu dinlemek benim için ilgi çekiciydi. Aslında karikatür ve mizah konusunda nasıl oluyor da oluyor dediğimiz bir sürü sorunun cevabını aldık bu söyleşilerde. Ama herhalde en çok ilgimi çeken Bülen Üstün oldu. Daha doğrusu diğer mizahçıları biraz “ketum” buldum diyebilirim.  Fakat Bülent Üstün maşallah yerinde duramayan bir adam. Kötü Kedi Şerafettin efsanesini nasıl oluşturduğunu ve çocukluktan gelen bir “şeyler” olduğundan bahsetti. Konuşmasının bir yerinde aslında durumunun şizofrenik olduğunu aktarmıştı. Kendi kendime herhalde her sanatçının bir derece şizofrenik olması gerektiği gerçeğini çıkardım. Bilmem yanılıyor muyum? Bu arada satır arası bir gelişme olarak Kötü Kedi Şerafettin’in animasyon filmi yapıldığını da kaydedelim.

Sonuç olarak bu seneki fuar kısa bir süre izleme olanağı bulsam da benim için yeni bir nefes alma, kendimi yenileme fırsatı oldu. Aslında daha çok yolumuzun olduğunu da gösterdi diyebilirim. Zaten hayatımızda ne zaman bilgiye dair yeni açılımlar yapsak aslında elimize geçen en önemli şey bilgisizliğimizi daha iyi kavramak değil midir?

Geri İzleme Bağlantısı | Yorumlar İçin RSS

Yorum Yapın...